Genelgeye göre 400 grostonun altında ve 12 yolcu kapasitesinin altındaki özel tekneler, yani gezi tekneleri, “seyrüsefer esnasında” her 15 günde bir atık (pis su ve çöp) vermek zorunda.
Ancak uygulamanın sahadaki karşılığı, Bodrum kıyılarında ciddi sorunlara yol açıyor. Yaklaşık 200 kilometrelik kıyı şeridinde yalnızca 2 adet atık alım teknesi hizmet verirken, mevcut 3 sabit istasyonun ise ya teknik kapasitesi yetersiz ya da fiyatları amatör denizcilerin ödeyemeyeceği kadar yüksek.
Mavi Kart Sistemi’nin Yetersizliği
Türkiye’nin, Akdeniz çanağında tek başına uyguladığı Mavi Kart sistemi, teoride denizleri gelecek nesillere temiz bırakmak için önemli bir araç olarak görülüyor. Ancak sistem; mevzuat karmaşası, altyapı eksiklikleri ve uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle amatör denizciler için büyük bir sorun haline gelmiş durumda.
Amatör denizciler, doğaları gereği çevreye en fazla saygı gösteren ve denizleri koruma konusunda gönüllü rol üstlenen bir kitle olduklarını vurguluyor. Ancak eksik ve yetersiz altyapı yüzünden bu kesim, çoğu zaman haksız şekilde “günah keçisi” konumuna itiliyor.
Yüksek Maliyetler Denizcileri Zorluyor
Sorun yalnızca yetersiz istasyonlarla sınırlı değil. Muğla Belediye Limanı ve Cruise Port’ta atık vermek isteyen tekneler, atık ücreti dışında yarım günlük bağlama ücreti de ödemek zorunda bırakılıyor. Bu durum, her bir atık verme işlemini 4.000 TL’ye kadar çıkarıyor.
Milta Marina’da ise yalnızca vakum sistemiyle atık alınabiliyor, bu da teknik yetersizlik nedeniyle kullanıcıların ihtiyacını tam olarak karşılayamıyor.
Çözüm Bekleyen Acil Bir Çevre Sorunu
Bodrum gibi Türkiye’nin en önemli turizm ve denizcilik merkezlerinden birinde yaşanan bu sorun, yalnızca amatör denizcileri değil, deniz ekosistemini de tehdit ediyor. Atık alım altyapısının yetersizliği nedeniyle teknelerin düzenli olarak atık verememesi, denizlerin kirlenmesine zemin hazırlıyor.
Denizciler ve çevreciler, daha fazla atık alım teknesi, erişilebilir fiyat politikaları ve teknik yeterliliği yüksek istasyonlar kurulmasını talep ediyor. Aksi halde, hem deniz turizmi hem de doğal deniz yaşamı geri dönüşü olmayan zararlarla karşı karşıya kalabilir.