Geyik Barajı, normal su seviyesinde yıllık yaklaşık 38 milyon metreküp içme suyu sağlayabilmektedir. Buna rağmen Bodrum’un yıllık fiili su tüketimi yaklaşık 30 milyon m³, gerçek ihtiyacı ise 44 milyon m³/yıl seviyesindedir. Yani Bodrum halkı, açıkça ihtiyacı olan suya erişememektedir. Musluklardan akan su değil, plansızlık ve adaletsizliktir.
Halk Susuz, Santraller Tok
Gerçek daha da çarpıcıdır:
Bodrum ve Yatağan ilçelerinin toplam yıllık su tüketimi yaklaşık 31 milyon m³. Buna karşılık Yeniköy ve Yatağan termik santrallerinin yıllık su ihtiyacı toplamda yaklaşık 32 milyon m³.
İki termik santral, iki ilçede yaşayan on binlerce insanın tamamından daha fazla su tüketmektedir. Bu tablo, suyun kime hizmet ettiğini açıkça göstermektedir: İnsana değil, kömüre.
Şebeke sorunlu, Kayıp-Kaçak %50’ye Dayandı
Bodrum’da suyun yarısı daha evlere ulaşmadan kayboluyor. İçme suyu hatlarındaki çürümüş altyapı nedeniyle kayıp-kaçak oranlarının %50’ye kadar ulaştığı ifade ediliyor. Yani barajlardan, kuyulardan çıkarılan suyun yarısı toprağa akıyor.
Bu koşullarda Bodrum’da yaşananlar “su sorunu” değil, yönetilemeyen bir krizdir.
Deniz Suyu Projesi: Çözüm mü?
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Turgutreis’te planladığı deniz suyundan içme suyu elde etme projesi henüz proje onay aşamasındadır. Tamamlansa bile yıllık sadece 3 milyon m³ kapasiteye sahip olacaktır.
44 milyon m³ suya ihtiyaç duyan bir ilçede bu proje krizi çözemez ama erteler.
Bodrum’un önlenemez büyümesi ve yatırımları göze alındığında Bodrum’un su ihtiyacı yıllara göre azalmayacak, katlanarak artacaktır.
Güneş Cenneti, Kömür Cehennemi
Yılın 300 günü güneş alan bir coğrafyada, temiz enerjiye yönelmek yerine hâlâ fosil yakıtlarla elektrik üretmekdeısrarcı olmak, yalnızca çevre cinayeti değil, su kıyımıdır. Termik santraller toprağı zehirliyor, havayı kirletiyor, yeşili yok ediyor ve Bodrum’un zaten kıt olan su kaynaklarını kurutuyor.
Tarihe Bir Utanç Sayfası
İki termik santralin, Bodrum ve Yatağan’da yaşayan yüz binlerce insanı susuzluğa mahkûm etmesi, bununla da yetinmeyip binlerce zeytin ağacının kesilmesi, köylülerin binlerce yıllık ata topraklarından sürülmesi, ileride bu ülkenin tarih kitaplarında bir “akıl tutulması”, bir “cahiliye devri” olarak anılacaktır.
Su Bir Lütuf Değil, Haktır
Bodrum halkı susuzluğu değil, hesap sorulmasını hak ediyor.
Su, termik santrallerin soğutma suyu değil; insanların yaşam hakkıdır.
Bu gerçek kabul edilmediği sürece Bodrum’da her yaz yaşananlar kuraklık değil, siyasi ve idari tercihlerdir.