23 Eylül 2021 Perşembe
Hicran AYDOĞDU
Hicran AYDOĞDU
DÜŞLER PANAYIRI
24.07.2021 12:34

Bodrum Elden Gidiyor Gidiyorrr Gittiiii

Bodrum Elden Gidiyor Gidiyorrr Gittiiii

Geçen hafta yazımda müzik susmasın demiştim, bu hafta derdimi yanlış anlaşılmadan nasıl anlatırım bilmiyorum. Bodrum’da yaşayan biri olarak ,bir müzisyen olarak şöyle anlatmaya çalışayım. En çok ben kazanayım, en çok benim sesim çıksın, en çok bana müşteri gelsin ama yan dükkan batsın diyen bir zihniyet tüm insanlığı olduğu gibi Bodrum’u da sarmış durumda.

Yıllar önce Bodrum’da bir meyhaneler sokağı varmış, o muhteşem haline ben yetişemedim ama o daracık meyhaneler sokağına girdiğinizde, sağlı sollu minik meyhaneler görürmüşsünüz ve önlerindeki masalarda Orhan Boran’lar, Halit Kıvanç’lar oturur, o meyhaneden o meyhaneye şiirler okur, birbirlerine laf atarlarmış. Gün yokmuş ki meyhanelerden bir gün Müzeyyen Senar’ın bir gün Zeki Müren’in sesi gelmesin. Günler böyle sanatla şiirle iç içe geçerken pat diye ” ooo burası ünlü kaynıyor” diyen bir akıllı gelip orada bar açmış belediyeden de kapı gibi ruhsat almış vermiş banttan kasetten sesi. Onu gören başka bir akıllı da gelmiş tabii. Ünlülerin olduğu sokağa bir sürü insan akın etmiş, masalara dalıp oturup o şiirli şarkılı atışmalı adabı bozmuşlar. Bozulmuş sokağın sihri. O naif insanlar şiirli şarkılı sokaktan elini ayağını çekince o minicik dost meyhaneler kapanmış birer birer. Yerine sadece tüketen geldiği yerin adabına bakmadan ”bir hafta buradayız içelim güzelleşelim tüketip gidelim” diyen insanlar güruhu dalmış sokağa. Şiir elini çekince, nezaket elini  çekmiş ,zarafet elini çekmiş ,iyi ve naif olan ne varsa kaçmış sokaktan.

Kimse sesi kısayım yan dükkana ayıp oluyor dememiş. Belediye de ama burası meyhaneler sokağı burada şiir de okunur, şarkı da söylenir bu sokağa kayıttan verilen, son ses müzik yakışmaz ahenk bozulur dememiş zaten vermiş ruhsatı sorgulamadan.

Kartpostallarda kaldı bu Bodrum


Şimdi de aynı şekilde devam ediyor. Belediyede  vizyonu olan sadece Bodrum’u düşünen yetkin bir şehir planlamacı ekibi olmadığından yıllarını Bodrum’a adamış, adı Bodrum ile anılmış Bodrum’a marka olmuş mekanlar bir bir  kapanıyor.

Tüm dünyanın bilip geldiği kalabalık orkestraların çaldığı o güzelim mekanlar, taş binalar birer birer çakma markalar satan ucube yerlere dönüşüyor ki bu da ilginç bilinen bir markanın bire bir aynısını yapıp, markanın modelini çalıp, etiketini çalıp, nasıl oluyorsa belediyeden izin alıp, yasal  bir dükkan açıp satabiliyorlar. Markaların dava için gelen avukatlarını da dövüp gönderdikleri gelen haberler arasında  kimse dur diyemiyor bu hırsızlığa..

Çok daha acı bir şey var;  anıların çalınıyor Bodrum’da. Sevdiğin kadına evlenme teklif ettiğin yeri bir yıl sonra don külot satan bir yer olarak buluyorsun. Beş yıl üst üste aynı mekana gitme şansın yok artık. Ne kiraya dayanıyor mekanın gücü, ne artan alkol fiyatlarına ne de üst üste gelen vergi zulmüne. Bir de gelip tam yanına aynı tarz ya da tam zıt tarzda  müzik yapan ve  sesi sonuna kadar açıp bangır bangır müzik yapan bir mekan açılıp kapıya da zebellah gibi iki koruma koyunca  çekilip gidiyor birer birer iyi mekanlar.

St. Petersburg’da dünyaca ünlü yazar Puşkin’in ölmeden önce son kahvesini içtiği yer olan Literary cafe’de  sizi girişte Puşkin heykeli karşılarken, Bodrum’da Halikarnas Balıkçısı’nın evi köfteci oluyor, şaraba methiyeler düzmüş, taşlama üstadı Neyzen’in evi kemiklerini sızlatırcasına, dondurmacıya  dönüşüyor.

Bodrum’un 1780 yılında yapılan kilisesi Aya Nikola kilisesi  metruk bir hale gelince önce sıvalanıp halk eğitim merkezi yapılıyor, sonrasında kilise yapılacak diye bin bir seçim vaadi ile yıkılıyor çarşının göbeğinde bir ucube olarak bırakılıyor. Bodrumda herkes, her yere istediği şeyi açıyor. Bir berber biraz fazla mı kazandı hop biri gelip yanına bir berber daha açıyor. Sağa dön çiğ köfteci sola dön çiğ köfteci.

Şimdi bu beton cehennemine Bodrum deniyor

Yemyeşil bir Bodrum Kalesi vardı, tarih canlanıyordu, işi bilmez müdürlerin elinde önce “devlet büyükleri ziyarete gelecek” diye tarihi topları boyandı, sonra 140 milyon harcanıp bir ucube çıkarıldı ortaya. Duvarları yıkıp deniz manzarası açtılar.

 

Bitmez tükenmez Bodrum Kalesi restorasyonlarından sonra ortada kale kalmayacak


Geçin bunları, insanları yasak olanı yapmaya, bildiğini okumaya iten, zorbalığa teşvik eden  ecrimisil diye bir şey var. Kelime anlamı, bir alanın kanuna uygun olmadan kullanılması, haksız işgal edilmesi halinde ödenmesi zorunda olan ceza olarak geçiyor sözlükte. Bu cezayı düzenli olarak belediyeye ödeyerek kanunu çiğneyebilir, yasak olan her şeyi yapabilirsin. Sahile masa koymak yasak kanunen, cezası var ama her ay düzenli ecrimisil ödeyerek sahile masa koyabilirsin mesela.
Üç metre kuralı koymuş belediye, mekanlara verecek parası olmayan insanlar için; bırak 3 metreyi, geçecek yer yok artık denize. Cezasını peşin ödüyorsun çünkü, sahil artık senin, kim takar belediyeyi!


Zabıtalar, bekçiler geziyor ama biri de çıkıp bu belediyenin koyduğu kurala aykırı demiyor. Dostlar alışverişte görsün misali söyleyip ceza yazılsa bile, yarım saat sonra aynı düzen geri alınıyor. Beş altı meyhane açılmış canlı müzik olmayan bir sokakta yeni açılacak mekana pat diye canlı müzik ruhsatlı bar izni veriyor. Buranın dokusu böyle, burada yüksek ses olmaz, sana şurada yer vereyim demiyor. Parası olan her istediği yere, istediği şeyi açıyor anlayacağınız.

Tabii ki her yerde şarkı söyleyebiliriz ama bazı sokaklar da iki tek içip sohbet etmek isteyen insanlara kalsın. Bağıra bağıra şarkı söylemek isteyen ben o sokakta söylemeyeyim. 

Bu arada kimseyi şikayet etmek değil niyetim. Mekanların çoğu sahibini tanıdığım selam verdiğim gidip kahvelerini içtiğim yerler ama bir yerden başlamak gerek. Herkesin Bodrum için elini taşın altına koyması gerekiyor. Daha güzel bir Bodrum için biraz kendimizden ödün vermemiz gerekiyor. Atalarımız önce kendi kapının önünü süpür demiş, benim niyetim sadece kapımın önünü süpürmek ve sanırım haddim olmadan herkesin eline bir süpürge vermeye çalışmak.

Devrim evde başlar önce, kendi devrimini yapacaksın. Kendi rahatından, kendi lüksünden, kendi kazancından vazgeçmeden kimsenin Bodrum kötüye gidiyor, ülke kötüye gidiyor demeye hakkı yok.

Sen mekanın önündeki sahili korumazsan, başka biri de gelir cezasını öder, güzelim koya otel yapar, saray yapar. On yıl sonra Bodrum diye bir şey kalmadığında çocuklarına yeni denizler ararsın.

Son Haberler

©2016 - BHM | BODRUM HABER MERKEZİ info@bodrumhabermerkezi.com