Türkiye’nin orman nüfusu üzerindeki baskı devam ederken enerji adı altında şirketlerin çalışmaları da sürüyor. Özgül Holding’e ait Lodos Yenilenebilir Enerji’nin daha önce Muğla Bodrum’da yapmak istediği ancak Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin karşı çıktığı rüzgâr enerji santralı (RES) projesinde yeni gelişme yaşandı. Cumhuriyet’in de gündeme getirdiği projenin rotası Kavaklıdere, Menteşe ve Yatağan’a çevrilmişti.
Üç ilçeyi kapsayan RES için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı masaya oturacak. Projeye ilişkin bakanlığın inceleme değerlendirme komisyonu (İDK) toplantısı 21 Nisan’da Ankara’da toplanacak. Ormanlık alanda etkili olacak dokuz türbinlik proje için şirket 1125 sayfalık çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu hazırladı. ÇED raporunun yakın zamanda İDK masasında olacak olmasına karşın kesilecek ağaç sayısına ilişkin ise bir bilgi paylaşılmaması dikkat çekti. Raporda, “Kesilecek ağaçların kesin sayısı, ‘meşcere tespit tutanakları’ ile belirlenecek ve bu ağaçların ekonomik değeri orman idaresi tarafından yönetilecektir” ifadeleri kullanıldı. Proje kapsamında rüzgâr türbinleri için 220 bin 673, ulaşım için ise 96 bin 635 metrekarelik alan kullanılacak. Bununla birlikte toplam 358 bin 884 metrekarelik alanda çalışma yapılacak.
Öte yandan ÇED raporunda bölgede endemik bitki bulunmadığı aktarıldı ancak bölgede yaşayan yurttaşlar, Göktepe çevresinde 26 endemik türün bulunduğu ve yaban keçisinin de içerisinde bulunduğu yaban yaşamının zarar göreceğini aktardı. Ayrıca 14 bin 500 dektarlık ormanlık alanın zarar göreceği aktarıldı. Şirket bu itirazlar sonucu projesinde “düzeltme” yaparak 10 türbinlik sayısını dokuza düşürdü.
Projeye ilişkin halktın katılımı toplantısı ise 31 Temmuz 2024’te Yatağan’daki Şeref Mahallesi’nde yapıldı. Toplantıya katılan Şerefköy, Deştin, Esenköy, Alaşar, Kavaklıdere ve Yenimahalleli yurttaşlar projeyi istemediklerini belirterek toplantıyı protesto etti. Bunun üzerine toplantının yapılamadığına ilişkin tutanak tutuldu. Köylüler adına konuşan Yatağan Yeşil Yaşam Derneği Başkanı Kazım Erol, “Halkın yaşam kaynaklarının olduğu yerlere, su kaynaklarına, arkeolojik sit sahalarına, özel koruma alanlarına yapılan RES’e karşıyız” demişti.