14 Kasım 2019 Perşembe

Osman Gürün'ün Alamet-i farikası

BHM
25.12.2018 15:10
3219 Okuma
Osman Gürün'ün Alamet-i farikası
Osman Gürün'ün Alâmet-i farikası

Osman Gürün'ün Alâmet-i farikası

CHP;  Bodrum, Marmaris, Fethiye, Milas vd. ilçeler olmasa hiçbir değeri kalmayacak ve Menteşe Belediyesi'nden ibaret kalacak Muğla BB adayını açıkladı.

CHP'nin ikinci açıklaması da Muğla'da İYİ Parti ile ittifak yapma kararı!

CHP’nin Osman Gürün’de karar vermesinin elbette siyasî, sosyal, analitik ya da en azından istatistikî bir açıklaması olmalıydı?

Siyasî bir açıklamasını bulmaya gayret ettik;

Osman Gürün, Eskişehir'i Venedik'e çeviren ikinci bir Büyükerşen vakası mı?

Hayır.

Hiçbir vizyonel projesi olmadığı gibi, hiçbir ilçede kayda değer altyapı projesi  yok.

En büyük başarısı 6360 sayılı Büyükşehir Yasası gereği tüm ilçe belediyelerinin gelir getirici işletmelerine, taşınır ve taşınmazlarına el koyarak, ilçe belediyeleri felç edip hizmet üretemez hale getirip, en çok da kendi partili belediye başkanlarıyla bu konularda mahkemelik olması.

Örneğin sırf bu nedenden Datça Belediye Başkanı Şener Tokcan seçildikten 1 yıl sonra bu koşullarda hizmet üretemeyeceğini ilan edip, istifa etti.

6360 sayılı yasa, Büyükşehir Belediyesinin hizmet sorumluluklarına giren başlıklardaki hizmetleri üretebilsin diye ilçe belediyelerinin taşınır ve taşınmaz varlıklarının devrine hükmeden bir yasadır.

Maalesef Osman Gürün başkanlığındaki MBŞB, ilçelerin varlıklarına el koyup, el koyma gerekçesi olan hizmetleri de üretmeyince, tartışmalar, kavgalar ve mahkemeler birbirini izledi.

İlçe belediyeleri ile MBŞB arasında taşınır taşınmazlara ilişkin sonuçlanmış ve devam eden toplam dava sayısını, Sayın Osman Gürün açıklarsa halk daha da aydınlanmış olacaktır.

Osman Gürün ortaya çıkan bu sorunları, ilçe belediye başkanlarıyla görüşerek çözümlemek yerine, bürokratları aracılığıyla kendi emirlerini halkın seçtiği belediye başkanlarına dikte ettirerek çözümlemeye çalıştı.

Bir diğer çözüm yolu da birçoğu kendi partilisi olan belediye başkanlarından parti üst kademelerine gidecek şikâyetleri bertaraf etmek için CHP İl Başkanlığını ve İlçe Başkanlıklarının seçimini manipüle ederek, kendi güdümünde parti teşkilatı yaratmaktı. Bodrum’da kendi ilçesi ile kavga ederek, Osman Gürün ve Mürsel Alban’ı destekleyip, sonrasında milletvekili yapılma vaadi unutulan Recai Seymen bunun en trajik örneğidir.

Fakat ilk çözüm yolu, bir kısım CHP'li belediye başkanının boyun eğip Osman Gürün'e biat etmesine rağmen;  Bodrum, Marmaris ve Fethiye Belediye Başkanlarının sert tepkisiyle karşılaştı ve başarısız oldu.

Ama bu durumda olan, "Büyükşehir belediye başkanı da ilçe belediye başkanı da CHP den olsun ve bize hizmet gelsin" diyen halka oldu. Ne MBŞB ne de ilçe belediyeleri halka hizmet üretemedi; halk ise Osman Gürün yerine ilçe belediye başkanlarını suçladı.

Bu durum; ilk döneminde birçok projeyi sonlandırmış, kendi deyimiyle "Paslandığımı hissediyorum" diyen Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon'un Muğla’ya adaylığını üç yıl öncesinden açıklamasına neden oldu.

Mehmet Kocadon'un bu tehlikeli çıkışına, Osman Gürün, doktor olmasından gelen bir cerrah titizliği ile Muğla ilinde CHP'nin tüm il ve ilçe başkanlarını dizayn ederek karşı koydu. İl kurultay delegeleriyle Kılıçdaroğlu'na oy attırıp, sonrasında, CHP Gn. Bşk. Yrd. Bülent Tezcan ile baş başa verip, Muğla’dan çıkacak dört milletvekilini kendisi belirledi.

Bu anlamda cephede değil ama karargâhta kazanma yolunu açmıştı kendisine!

Lâkin mazbata, parti koridorlarında değil halk tarafından sandıkta veriliyordu. Yerel seçimlerin yaklaştığı bir süreçte Osman Gürün’ün imajı hiç de iyi değildi. Hizmet üretememiş, 36 oda başkanının neredeyse tamamı istemeyiz diye imza vermiş, 13 CHP ilçe teşkilatının 8’i adaylığı için imza atmamış, beş yıllık hizmet karnesi sadece ilçe belediyeleriyle mal kapma kavgasından ibaret bir belediye başkanı idi.

Siyaset eğer parti koridorlarında oy stok paylaşımı değil de, halkın sesine kulak verip siyasî çözüm üretmekse, Osman Gürün’ün tercih edilmesinin hiçbir siyasî açıklaması olamaz.

Osman Gürün tercihinin, Sosyal bir açıklamasını bulmaya gayret ettik.

Bu en kolay sonuca gittiğimiz alan oldu; Osman Gürün seçildiğinden bu yana 13 ilçe belediye başkanı toplu olarak tek bir defa çalışma ya da koordinasyon toplantısı yapmamış!

Çok büyük bir deprem yaşamış olan ve defalarca kendi sorumluluğunda olan bakımsız derelerin taşması sonucu sel gibi büyük afetler yaşamış Bodrum'a bir geçmiş olsun ziyareti dahi yapamamış, kendi partilisi de olsa ilçe belediye başkanı ile yan yana gelip halka bir geçmiş olsun dememiş.

Muğla’daki seçilmiş oda başkanlarının, aday adaylarından ortak tek talebini duyduk; “Biz seçilmişlere, üyelerimiz karşısındaki itibarımızı geri verin!”

CHP’nin sosyal tabanında önemli yeri olan  Alevilerin, Muğla merkezde Cemevi talebi hem de Alevi il başkanının da katkısıyla MBŞB tarafından reddedilirken, cemaat iki ayrı yurda ve bir de okula sahip olmuştu.

Dolayısı ile CHP'nin Osman Gürün tercihinde sosyal bir neden de olamaz.

CHP’nin Osman Gürün tercihinde analitik bir durum mu vardı?

Analitik analiz, girdi/çıktı ya da neden/sonuç verilerinin sistematik analizine dayanır.

Bir belediye başkanın karne girdisini hayata geçirdiği projeler ve sonuçlandırdığı hizmetler oluşturur, lâkin ortada böyle bir liste yok. Karne bomboş. Beş yıl sonunda bile Osman Gürün’ün billboardları üç boyutlu çizimler ve gelecek zaman kipinde cümlelerle dolu.

Sonuç olarak Osman Gürün tercihinin analitik bir mantığı da yok.

İstatistiklere baktığımızda;

2018 Milletvekili seçiminde AKP+MHP= 224.000, CHP = 264.000 aradaki fark 40.000.

CHP, İYİ Parti ile ittifak yapar ise fark 111.000 olabiliyor.

‘İYİ Parti ile yapar ise’ cümlemiz,  gündemden bihaber kurulmuş bir cümle değil.

Her ne kadar iki parti genel merkezi bu yönde bir açıklama yapmış olsa da Muğla ilçelerinde düğüm çözülmüş değil. İki parti de ilçe adaylarını henüz açıklayabilmiş değil.

Fethiye'de Osman Gürün'e karşı beş yıldır en şiddetli siyasî ve bürokratik kavgayı vermiş olan Behçet Saatçi’nin, Bodrum'da belediyeyi CHP'nin elinden alma gayretinde olan Mehmet Tosun’un, Marmaris'de Ali Acar’ın ve tabii ki Osman Gürün karşındaki en güçlü aday Mehmet Kocadon'un meydanlarda Osman Gürün ile el ele olup onun için çalışması kolay kolay halka izah edilecek bir durum değil.

Son derece bilinçli oy kullanan Muğla seçmeni, bu sahte durumun ortaya çıkması halinde cevabını sandıkta layıkıyla verir!

Sonuç olarak Osman Gürün tercihinin istatistikî bir mantığı da yok.

Peki, Osman Gürün'ün "Ben seni seçtireyim, sen de beni seçtir" diyerek, Ankara'ya gönderdiği, müteahhit Mürsel Alban liderliğindeki milletvekilleri ve onların ikna ettiği bir kaç parti meclis üyesi ve Gn. Bşk. Yrd. mı belirledi Muğla'nın kaderini?

Hayır!

Antalya ve Çanakkale arasında AKP’ye direnen kıyıların kilit taşı, kaybedilmesi durumunda domino etkisi ile tüm kıyıların kaybedilmesine neden olacak bu kadar stratejik bir şehrin kaderini Osman Gürün ve onun seçtirdiği taife belirlemiş olamaz!

Neden mi?

Çünkü, Muğla adayının belirlendiği, CHP MYK toplantısında, üyeler Osman Gürün ile seçime gitmenin risk olacağını Mehmet Kocadon ve diğer adayların değerlendirilmesini istemesine  rağmen  Kılıçdaroğlu'nun Osman Gürün ısrarı, MYK’da tartışma çıkmasına  ve Kılıçdaroğlu'nun toplantıyı terk etmesine neden olduğunu, sonrasında toplantıya katılarak, "Ben söz verdim, sözümden dönemem" demesi üzerine MYK’dan karar çıktığını, sağlam kaynaklardan öğreniyoruz.

Kılıçdaroğlu, seçim sonrası olacak kurultayda Muğla delegelerinin destek sözü için mi bu tercihi yaptı? Bizce hayır, seçimden sonra Kılıçdaroğlu’nun atadığı MBŞB adayı, seçildikten sonra her şartta il delegelerine Kılıçdaroğlu’nu destekleme telkininde bulunurdu. Hiçbir il delegesi de beş yıl görev yapacak olan MBŞB başkanı ile ters düşmek istemezdi.

Sonuç olarak;

CHP Genel Başkanı, Osman Gürün kararıyla; İYİ Parti ittifakını zora sokmuştur, Osman Gürün isminin açıklanmasının üzerinden neredeyse bir ay geçmesine rağmen, ne CHP ne de İYİ Parti ilçe adaylarını açıklayabilmiş değil.

CHP Genel Başkanı, Osman Gürün kararıyla;

Muğla'nın 13 ilçesinde de 5 yıllık kavga ve tahribat küfesini sırtında taşıyan ve ilçe adaylarıyla mitinglerde sokaklarda yan yana bile duramayacak bir adayla Muğla’da seçimi kaybetme riskini göze almıştır.

CHP Genel Başkanı, Osman Gürün kararıyla;

Bodrum'da Mehmet Kocadon'un aday olmaması nedeniyle adaylık yarışına giren, 8 aday adayını ve Mehmet Kocadon'u zora sokmuştur. Genel başkanın bu kararını ne 8 aday adayı ne de Mehmet Kocadon henüz kabul etmiş değil.

Osman Gürün'ün oyundan çıkarılması durumunda, Fethiye’nin, Marmaris'in ve Bodrum'un rahatlayacağı aşikâr.

Osman Gürün kararı sonrası, Milas’da Barış Saylak’ın parti değiştirip CHP’nin Milas’ta kaybetmesine neden olacak gelişmenin de önünü açtığını hatırlatmak gerek.

Muğla gibi bir şehirde, böylesi büyük bir siyasî risk alınır mı? Yada  kim için göze alınır?

Böyle bir söz, parti MYK’sının bile üstünde olan kime verilir?

Osman Gürün tercihinin alamet-i farikası nedir?

Zaman Gazetesi’ne verilen reklamlar mı?

Damadı FETÖ'den tutuklu olan, sağ kolun ilişkileri mi?

Muğla'nın billboard ihalesini kazanan FETÖ'cü şirket mi?

Cemevi yerine cemaate yaptırılan okul ve yurtlar mı?

Yoksa müteahhit-milletvekili Mürsel Alban mı?

 

Osman Gürün’ün 2015 CHP il kongresinde söylediği söz hâlâ kulaklarda; “Şıh uçmaz MÜRİT uçurur.”

Alamet-i farika mı?

Alameti FETÖ mü?

 

Bodrum Haber Merkezi
 

 

BHM

Son Haberler

©2016 - BHM | BODRUM HABER MERKEZİ info@bodrumhabermerkezi.com