25 Ekim 2020 Pazar
RUHİ MEHMET ÇİLEK
RUHİ MEHMET ÇİLEK
SEYYAH
10.03.2020 09:38

KORE SAVAŞI

KORE SAVAŞI

Kore Yarımadası; Emperyalizmin 2. Paylaşım savaşından önce  Japonya’nın işgali altında iken savaş sonucunda, galipler ve mağluplar arasındaki yeni bölüşüm-paylaşım neticesinde, bir tarafı ile kapitalist dünyanın yeni jandarması ABD’nin payına düşerken, diğer tarafı ile de SSCB, Japonya ile arasında paylaşım savaşı öncesi başlayan yerel çatışmalar vasıtası ile bölgeye müdahil olan ve nihayetinde de emperyal zulme karşı çıkmak adına Kore Yarımadasının nerdeyse yarısının sınırsız destek verdiği yerel halk vasıtası ile kurulan yeni devlet üzerinden kendi payına düştüğünü ilan eder. Şu anda detaylarına girmenin konuyu başka mecralara ve yönlere götürmesine yol açacağından, değinmeyeceğim nedenlerle, Güney ve Kuzey Kore arasında sınırda başlayan ama tamamına ve topyekûn bir savaşa girişilmiştir, sonuç itibari ile. ABD’nin behemehâl çağrısı üzerine BM (Birleşmiş Milletler) Güvenlik Konseyi toplanır, ABD büyük bir uyanıklık ile, SSCB’nin daha önceden bir başka nedenden faaliyetlerinden boykot ederek çekildiği Güvenlik Konseyini toplantıya çağırır ve mezkûr bölgeye müdahale kararı aldırır. Nihayetinde 15 ülke bölgeye asker göndererek savaşa müdahil olurlar.

Dönem itibari ile Canım Yurdumda; “büyük savaşa” dahil olmamak adına ciddi çabalar gösteren CHP hükümeti seçimler neticesinde iktidarını kaybeder, yerine DP iktidara gelir. Çünkü Necip Milletimiz; bir yanı ile Almanya yanında, bir yanı ile İngiltere ve müttefikleri yanında savaşa dahil olmanın dayanılmaz bir tutkusunu yaşamaktadır. Eee ne de olsa “asker milletiz” ve savaşsız yapamayız, asker doğduk asker öleceğiz vesselam. Büyük Savaş ertesinde; dönemin reisicumhuru halkın arasına karıştığı bir anda bir çocuğun kendisine; “bizi açlığa mahkûm ettiniz, karne ile beslenmeye mahkûm ettiniz” diye seslenen çocuğa “evet, belki aç kaldınız ama babasız kalmadınız” diyaloğunda bile savaşın müşahhas neticelerinin tariflenmesine kimsenin aldırış etmediği sarihtir. Evet, hülasa, madem bizi savaşa sokmadınız, bizde sizi seçmiyoruz, irade beyanında bulunur Necip Milletimiz. Dönem soğuk savaşın da vites arttırdığı dönem olup, emperyalizmin her türlü yalan, dolan, hile, hurda ve desise ile kandırdığı, Canım Yurdumun da içinde olduğu ülkeler, “hür milletler cemiyeti”ne dahil olma ülküsü ve yaratılan korku sarmalından yırtma dürtüsü ile ABD’nin başını çektiği emperyal politikaların dümen suyuna takılır. Sadece takılsa iyi, sürüklenir ve yer yer de, mahallenin yaramaz çocuğu gibi öne de atılır, kas ile beyin faaliyetlerin yer değiştirmesi ile… Neyse, dünyanın bu rüzgar ile allak bullak olduğu dönemde; canım yurdumun hükümetinin başını çeken, Başvekil Adnan Menderes, TBMM Reisi Refik Koraltan, Genel Kurmay Reisi Nuri Yamut Reisicumhur Celal Bayar riyasetinde Başvekilin Yalova’daki yazlığında bir araya gelirler ve ABD’nin Kore savaşına asker gönderin çağrısına olumlu cevap vermek üzere karar alırlar. Evet, Canım Yurdumun yöneticileri Kore savaşına 4.500 asker göndererek bu kirli savaşa dahil olurlar. Dönemin muhalefet partisi CHP, alınan bu kararın açık bir anayasa ihlali olduğu gerekçesi ile zehir zemberek bir beyanda bulunur ve gerekçe de; meri anayasanın 26. Maddesidir, “Büyük Millet Meclisi, (. . .) devletlerle muahede ve sulh akdi, harp ilanı (. . .) gibi vezaifi (vazifeleri) bizzat kendi ifa eder"…

Muhalefetin tüm itirazlarına rağmen Adnan Menderes Hükümeti kararını ne tartıştı ne de değiştirdi Yalova’da alınan karar geçerli ve meşrudur. Çünkü muhalefetin itirazı ne idi; “savaş ilanı” oysa savaş ilan edilmemiştir, sadece “asker sevk edilmiştir” hattı zatında anayasa da hangi hususların savaş sayılacağı hangi hususların savaş sayılmayacağı kâfi derecede sarih değildir. Necip Milletimiz nezdinde de muhalefetin bu itirazları asla ve kat’a bir karşılık bulmaz, peki CHP muhalefeti ne mi yapar, tabii ki Necip Milletimizin desteğinden mahrum olmama adına hemen rota “Kore savaşı desteğine” döner. Mezkûr Hükümet’in derdi, yaratılan korku sarmalında NATO’ya dahil olmaktır, çünkü irtibat ve iltisakları bu yöndedir. 

 

Kore savaşına; Şehit olan bir Teğmen’in üzerinden bir şiir ile Nazım Hikmet’te katılır.

DİYET

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,

Iki gözünüzle bakarsınız,

Iki kurnaz,

   Iki hayın,

         Ve zeytini yağlı iki gözünüzle

                 Bakarsınız kürsüden Meclis'e kibirli kibirli

                          Ve topraklarına çiftliklerinizin

                                     Ve çek defterinize.

Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,

İki elinizle okşarsınız,

İki tombul,

   İki ak,

        Vıcık vıcık terli iki elinizle

            Okşarsınız pomadalı saçlarınızı,

                    Dövizlerinizi,

                           Ve memelerini metreslerinizin.

İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,

İki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,

İki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower'in,

Ve bütün kaygınız

      İki bacağınızın arkadan birleştiği yeri

              Halkın tekmesinden korumaktır.

Benim gözlerimin ikisi de yok.

Benim ellerimin ikisi de yok.

Benim bacaklarımın ikisi de yok.

Ben yokum.

Beni, Üniversiteli yedek subayı,

                   Kore'de harcadınız, Adnan Bey.

Elleriniz itti beni ölüme,

            Vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.

Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan

Ve ben al kan içinde ölürken

           Çığlığımı duymamanız için

                   Kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.

Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,

Ölüler otomobilden hızlı gider,

Kör gözlerim,

          Kopuk ellerim,

                     Kesik bacaklarımla peşinizdeyim.

Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,

Göze göz,

Ele el,

Bacağa bacak,

Diyetimi istiyorum,

Alacağım da.

Son Haberler

©2016 - BHM | BODRUM HABER MERKEZİ info@bodrumhabermerkezi.com