20 Kasım 2019 Çarşamba

KASLOWSKİ VE TURAN'DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

BHM
13.10.2019 12:52
11 Okuma
KASLOWSKİ VE TURAN'DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
Bodrum Esnaf ve İşinsanları Derneği (BESİAD) tarafından düzenlenen 8. İşinsanları Zirvesi’na katılan TÜSİAD ve TÜRKONFED Başkanları, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin önde gelen firma patronlarının katılımıyla gerçekleşen zirve, Kempinski Otel’de yapıldı. Zirveye katılan Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Simone Kaslowski ile Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Orhan Turan, ekonomi ile ilgili önemli değerlendirmeler yaptı. 

İlk olarak kürsüye gelen TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, geçtiğimiz yıl ülke ekonomisinde ciddi bir daralma yaşadığını ifade ederek şunları söyledi:

“Bunun etkilerini hem işsizlikte hem de talep tarafında yaşadık. Ekonomi 2018’in ikinci yarısında % 4,2 daraldı. Bu yılın ilk yarısında ise kamu bankalarındaki kredi genişlemesi ve kamu harcamalarındaki artış ile pozitif % 2,8 büyüme gördük. Dolayısıyla büyüme yavaş yavaş dönse de, henüz krizden tam olarak çıkmış değiliz. Talep hala zayıf, yatırım iştahı oldukça düşük. Kurdaki hızlı artış ve talep eksikliği, geri ödeme zorluğu çekilen banka kredilerinde artışa neden oldu. Bu da sistemde bir tıkanıklığa neden oluyor. Kredi büyümesi önemli ölçüde yavaşladı. Sorunlu krediler sistemden temizlenmeden sağlıklı büyümeye geri dönmek oldukça zor. Geçtiğimiz dönemde yüksek büyüme, ağırlıklı olarak dışarıdan bulunan fonlarla sağlandı. Türkiye’nin dış borcu % 62’ye ulaşmış durumda. Banka kredilerinin mevduata oranı ise % 107. Bu durum finansal açıdan hala önemli bir kırılganlık oluşturuyor. Ticaret savaşları nedeniyle dünyada parasal genişlemenin tekrar başlamasıyla kurda nispeten istikrarlı bir gidişat enflasyon trendinin aşağıya dönmesini sağlarken, yıllardır biriktirdiğimiz dış borç sorununun çözümü için de yeni bir fırsat yarattı. Türkiye bu tür sıkıntılar yaşayan tek ülke değil. Gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülke benzer sorunları çeşitli piyasa mekanizmaları ile çözebildiler. Bizim de bu konuda gerekli adımları atmamız gerekiyor. Böylece ekonomiye sağlıklı ve sürdürülebilir bir kredi akışını sağlayabiliriz. Tabii burada regülasyon çok önemli.”

“Finansal istikrarın en önemli koşulu siyasetten bağımsız, verilen istikrar hedefi doğrultusunda çalışan liyakatli, şeffaf güçlü kurumlardır” diyen Simone Kaslowski, sözlerine şöyle devam etti:

“Bugün öyle ülkeler var ki aylarca hükümet kurulamasa bile kurumlar hiçbir sorun olmadan ekonomiyi devam ettirebiliyorlar. Güçlü kurumlar sayesinde sağlanan ekonomik istikrar öngörülebilirliği sağlayarak işdünyasının da önünü açıyor ve rekabet gücünü artırıyor. Bu nedenle Merkez Bankası başta olmak üzere, tüm piyasa düzenleyici ve denetleyici kurumlarımızın bağımsızlığını ve liyakatin temel alınmasını çok önemsiyoruz. Elbette aynı şey hukuk sistemimiz için de geçerli. Yargının bağımsızlığı adaletin temelidir. Hız ve uzmanlaşmanın yanında yargı sistemimizin bağımsızlığını da güçlendirecek adımlar atmak yatırım ortamını iyileştirecek ve ekonomimizi güçlendirecektir.”

“İNOVATİF TEDBİRLERE AĞIRLIK VERMELİYİZ”

Turizm sektörünün ekonominin dinamolarından biri olmaya devam ettiğine işaret eden Simone Kaslowski, “Sektörde yaşadığımız daralma dönemi bize yatırım ve iş ortamının güven unsuruna, öngörülebilirliğe ne kadar hassas olduğunu gösterdi. Bu dönem sektörün sürdürülebilirliği açısından hayati birçok konuyu etraflıca bir kez daha gözden geçirmemizi sağladı. Bodrum bu konularda öncelik yapma potansiyeli yüksek beldelerimizden. Sektörde dönüşümü tüm boyutlarıyla hızlandırmamız ve ülkemizin marka değerinin yükseltilmesi yönünde inovatif tedbirlere ağırlık vermeliyiz. Bu süreçte Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının misyonu ve etkinliği kuşkusuz çok kritik rol oynayacaktır. Yatırımların yenilenmesi, trendleri dikkate alarak yeni yatırımların cesaretlendirmesi gibi önümüzdeki dönem için birçok önemli konu var. Bunların arasında ülkemizin kitle turizmi dışında dört mevsim yoğun talep gören bir turizm merkezi haline gelebilmesi için potansiyeli arzu edilen seviyeye çekmeyi çok çok önemli görüyoruz. Birçok farklı sektörün de etkileşim alanında olan turizm sektöründe çeşitliliği artıracak programları önceliklendirmenin yaratacağı katma değerin çok yüksek olacağına inanıyorum. Akdeniz ve Ege bölgesindeki birçok ilimiz son dönemde turizm yanı sıra çevre ve iklim değişikliği tartışmalarının da önemli bir gündem maddesini oluşturdu. Raporlar ülkemizin iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden biri olacağını gösteriyor. Maalesef bu etkileri Bodrum da dahil birçok beldemizde yaşamaya da başladık. Ülkemizin sürdürülebilir kalkınması için iklim değişikliğine bağlı riskler ve değişen iklim şartlarına uyumu öncelikli konularımız arasına almalıyız. Bu nedenle her vesileyle düşük karbonlu kalkınma yaklaşımına dikkat çekiyoruz. İklim değişikliği ile mücadele için tutarlı, bütüncül bir yol haritasının tüm paydaşların katılımıyla hazırlanmasını ve uygulanmasını ihtiyacı vurguluyoruz” ifadelerini kullandı. 

Daha sonra kürsüye gelen TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan ise sözlerine şöyle başladı:

“Büyüme mi, kalkınma mı? diye sorsam. Bir ikilem görmeyerek her ikisi de diyebiliriz. Ya da birini seçebiliriz. Unutmayalım ki her tercih, bir seçimle başlar. Ve tercihlerimizin doğruluğunu, çoğu zaman bakış açımızı değiştirerek test edebiliriz. Bunun için yerimizi ve konumumuzu değiştirmemize gerek yok. Sadece farklı bir düşünceye kapı aralamak ve söylediklerini duymak yeterlidir. Evet, dünyamız büyük bir dönüşümden geçerken, uluslararası ilişkiler, ülke ekonomilerinde başat bir aktör olarak öne çıkıyor. Evet, zamanın ruhu değişiyor. ABD ve Çin Ticaret Savaşı, dünya ekonomisinde büyümeyi baskı altında tutuyor. AB’den gelen sinyaller, özellikle ülkemizin en büyük ihracat kapısında belirsizlikler yaratıyor. Evet, diploması koridorlarının sessizliği; sosyal medyanın çılgınlığına yenik düşüyor. Bir tweet ile ülkeler tehdit ediliyor ve ekonomilerinin kaosa sürükleneceği ilan ediliyor. Trump’ın ne yapacağını Trump’ın dahi bilmediği çılgın bir çağı da yaşıyor aynı zamanda insanlık. Evet, küresel terör ve bölgesel çatışmalar insanlıktan utandırıyor.Ve evet, vicdanlar, mülteci meselesinde adeta kilit. Ve 2 ileri 1 geri Mehter Marşı gibi ekonomimiz ve demokrasimiz savunma kalkanlarından yoksun, her türlü etkiye açık hale geliyor. Kısa vadede geçici çözümler, uzun vadede kalıcı sorunlara dönüşüyor. Türkiye için çalışan ve Türkiye için üreten iş insanları olarak her zamankinden daha fazla sorumluluklarımızın farkındayız. Ve ona göre hareket ediyoruz.” dedi.

2019 yılının kayıp bir yıl olacak gibi göründüğünü ifade eden Orhan Turan, “Ekonomik göstergelerimiz resesyondan çıkışın yavaş olacağını söylüyor. 2019 yılı maalesef kayıp bir yıl olacak gibi görünüyor. Baz etkisiyle enflasyonda tek haneli rakamlara ulaştık. Yılı çift hanede kapatacağımız Yeni Ekonomik Programın, 2019 yılı hedefleri arasında da yer alıyor. Sabit sermaye yatırımları ikinci çeyrekte yüzde 29,2 daralmış görünüyor. Ekonomimizin son 10 yılda sıfır verimlilikte çalıştığını, devletin resmi kurumlarının verilerinden okumak mümkün. İhracatımız artıyor ancak katma değer yaratamıyoruz. Üretimden uzaklaşıp, son 5 yılda 500 milyar doları adeta betona gömdük. Yüzde 5 ve üstünde, sürdürülebilir bir büyümeye ihtiyacımız var. Bunun için de “sanayi odaklı”, “kalkınma ve üretim odaklı”, yeni bir hikâye yazmamız gerekiyor. Sanayinin üzerinde, enerji fiyatları baskısı, adeta Demokles’in kılıcı gibi… Ne yatırım; Ne üretim; Ne istihdam yaratacak güç bırakıyor. Bu durum elbette, “enflasyonla mücadele programını”, “ihracat kapasitemizi” ve “rekabetçilik gücümüzü” olumsuz etkiliyor. Zam yağmuru altında iş dünyasının üretmesi, yatırım yapması ve istihdama destek olması zor görünüyor. Sürekli aynı yanlışı yaparak, mutlak doğruya ulaşmaya çalışıyoruz. Son 20 yılda, hizmetler ve inşaat sektörü odaklı bir büyüme gerçekleştirdik. Bunun sürdürülebilir olması mümkün değildi. İlk iki çeyrek büyüme rakamları da yapısal sorunlarımızı işaret ediyor.”

MALİ DİSİPLİN DİKKATLİ OLMAMIZ GEREKEN ALANLARIN BAŞINDA GELİYOR

TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, “Geçmişte açıklanan Orta Vadeli Program, yeni adıyla Yeni Ekonomi Programı’nda, hedefler ile gerçekleşenler arasında büyük bir uyuşmazlık vardı. Geçtiğimiz günlerde açıklanan YEP 2019 yılı hedeflerinin gerçekleşme ihtimalini daha yüksek görüyoruz. Enflasyon, işsizlik, cari açık ve iyimser bir yaklaşımla büyümede,YEP’te belirlenen hedeflere ulaşmak mümkün. 2020-2022 yılları için de hedefler arasındaki bağlantının güçlenmesi, eylem planının nasıl uygulanacağına bağlı görülüyor. Bütçe tarafında sıkı mali disiplin dikkatli olmamız gereken alanların başında geliyor. Önümüzdeki günlerde detaylı bir yol haritasının paylaşılması ve hedeflerin takvime bağlanması, dengelenme sürecimize de destek olacaktır diye düşünüyoruz” diye konuştu. 

Ekonominin dayanıklılık gücünü artıracağını ifade ettiği etkenlerden de bahseden Turan, şu tespit ve önerileri ortaya koydu;

“Bu noktada; özel sektör ve kamuda kurumsallaşma seviyesinin artırılması. Kurumlarımızın bağımsızlığı kadar liyakate dayalı, şeffaf ve hesap verir bir yönetim anlayışını tesis edilmesi, 

Verimlilik esaslı, yüksek teknoloji kullanımı ile yüksek katma değerli üretim ve yine yüksek katma değerli markalı ihracat ile rekabetçilik gücümüzün artırılması, 

Doğu ile batı arasında 4 kata ulaşan gelir dağılımı dengesizliğini azaltacak, kalkınma odaklı kapsayıcı politikalarının geliştirilmesi,

KOBİ’lerin sürdürülebilir büyümesi için finansmana erişim başta olmak üzere ödeme ve tahsilat sorunlarının çözülmesine yönelik yasal altyapının hazırlanması,

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ile AB’ye tam üyelik perspektifinin güçlü, kararlı bir şekilde devam etmesi, 

Toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği temelinde hayatın her alanına kadınların aktif ve etkin katılımının sağlanması,

Eğitim ve yargı başta olmak üzere yapısal ve ekonomik reformları hayata geçirilmesi, ekonomimizin dayanıklılık gücünü de artıracaktır.”

2019 YILI İLAÇ GİBİ GELDİ

Konuşmasının devamında turizm ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Turan, “Ülkemizin bacasız sanayisi turizm sektörü 2019 yılında ekonomimize ilaç gibi geldi. Ziyaretçi sayısındaki artış, yüzlerimize biraz olsun tebessüm getirdi. Kalıcı bir tebessüm içinse alınması gereken yol ve ulaşılması gereken hedefler var. Son dönemde de artan turist sayısı ve ihracata katkısı, içinden geçtiğimiz sıkıntılı dönemde önemli bir kaldıraç görevi üstlendi. Türkiye olarak 2019 yılında 50 milyon turist, 35 milyar dolarda turizm geliri hedefliyoruz.Rakiplerimizden İspanya ise 2019 yılında hedeflediğimiz turizm gelirine ilk 6 ayda ulaşmış görünüyor. Yine Fransa ve İtalya’nın da benzer bir kompozisyon çizdiğini ifade edebilirim. Ülkemizin turist sayısında yaşadığı ivmeyi turizm gelirlerinde de sağlaması öncelikli odaklanmamız gereken alanı oluşturuyor. Nitelikli sürdürülebilir bir turizm hedefi ile bacasız sanayimizin yarattığı verimliliği ve katma değeri artırmak mümkün. Rakiplerimizin kişi başına turizm gelirleri 1200 Euro iken ülkemizin 650 dolar seviyelerinde kalması hem turizm sektöründe hem de ekonomimizde rekabetçiliğimizi sınırlandırıyor. Hatta olumsuz etkiliyor. Turist sayısı ve turizm gelirleri arasındaki boşluğu doldurmak; nitelik ve nicelikte bir denge yakalamak için, dijitalleşmeyi etkin kullanacak ana politikaların uygulanması önem kazanıyor” dedi.

2023 Turizm Stratejisi’ni çok önemsediklerini de sözlerine ekleyen TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, “Tam da bu noktada Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy tarafından açıklanan 2023 Turizm Stratejisi’ni çok önemsiyoruz. 75 milyon ziyaretçi ve 65 milyar dolar gelir hedeflediğimiz stratejinin başarısı, ekonomimizin yumuşak karnı cari açığa da olumlu katkı sağlayacaktır. Cari açığın ilacı turizm sektöründe başarı için kapsayıcı işbirliklerine ihtiyacımız olacaktır. Turizm stratejimizin, hangi politika ve mekanizmalarla aksiyona dönüşeceği kadar, sektörün turizm algısında, zihinsel bir değişime ihtiyacımız olduğu da bir gerçektir. Her şey dahil sistem ve paket turlar dahil, sektörün kendisinden başlatacağı zihinsel dönüşümün, stratejinin başarısı için önemli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu. 

Son Haberler

©2016 - BHM | BODRUM HABER MERKEZİ info@bodrumhabermerkezi.com