YERSEN

| 05.12.2015 11:53
629 0

Türkiye nüfusunun %49.8’i kadın ve bugün ‘kadın hakları’ günü.

Yerseniz…

 

Okuma yazma bilmeyen kadın nüfus oranı erkeklerden 5 kat fazla

Evlenen çiftlerin %74,9’unda damadın yaşı büyük

Erkeklerin istihdam oranı kadınların istihdam oranının 2,4 katı

Üst düzey kadın yönetici oranı %9,4

TBMM’de kadın milletvekili %14,4

Yaşam memnuniyet araştırmasına göre; kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı %73,3. Kadınlar mutluğu tanımlarken ailemden sonra %18,5 ile çocuklarım diyerek detaylandırmışlar. Dikkat ederseniz bu cümlenin devamı, yüzde şu kadar ‘iş’i, şu kadarı ‘hayatın ta kendisi’ diye devam etmiyor. Sabah sabah ülkedeki çocuk gelinlerin ve çocuk tecavüzü verilerini paylaşmaya elim dilim varmadı.

 

Daha rakamsal olarak anlatmam gerekirse;

 

Cinsiyete göre seçilmiş göstergeler ( 2013 verileriyle)

Seçilmiş göstergeler                                                                    Erkek    Kadın

İlk evlenme yaşı                                                                             26,8       23,6

Okur-yazar olmayan nüfus oranı (%)                                     1,9          9,4

Yüksekokul veya fakülteden mezun nüfus oranı (%)      15,1       10,7

İstihdam oranı (%)                                                                         65,2       27,1

İşgücüne katılım oranı (%)                                                          71,5       30,8

Genç işsizlik oranı (%)                                                                  17,1       21,9

 

(Veriler Türkiye İstatistik kurumunun 2014 araştırmasından derlenmiştir)

 

Yazıma Bilal’e anlatır gibi anlatmaya devam ediyorum, Türk Dil Kurumuna göre;

 

HAK

·         Verilmiş emekten doğan manevi yetki / "Ana hakkı ödenmez."

·         Pay / "Miras hakkı -  Komşu hakkı."

·         Emek karşılığı ücret / Bunu örneklendirme ihtiyacı hissetmedim.

·         Doğru, gerçek (sıfat) / “Karacaoğlan der ki sözüm haktır.”

 

 

HAK ETMEK

·         Bir emek karşılığı hakkı olan şeyi elde etmek, hak kazanmak

·         Layık olduğu kötü karşılığı almak

·         Bir başarı dolayısıyla ödüllendirilmek

 

KANUN

Bu kelimenin iki manası var. Ben bu manalardan Türkiye için ‘tek geçerli ve gerçek’ olanı sizlerle paylaşacağım. Zira diğer manasını bilip ne yapacaksınız!

·         Bir köşesi oldukça kesik bir dikdörtgen biçiminde yassı bir sandık üzerine gerilmiş, genellikle yetmiş iki telden ve burgulardan oluşan, dizler üzerinde, ‘tırnak’ denilen çalgıçlarla çalınan bir çalgı.

 

Hiç kimse kusura bakmasın ‘Kadın Hakları Günü’nü pek ciddiye almıyorum. Aslına bakarsanız ciddiye aldığım tek özel gün birinin doğum günüdür gerisi laf salatasıdır benim için. Ancak şu ‘kadın’ mevzunda konuşmasam çatlarım. Yazının sonunda ‘ne hakla böyle konuşuyor’ diyeniniz olursa üst satırlardaki ‘hak’ açıklamasının 4.maddesi gereği diye cevap verdiğimi bilsin. Doğru ve gerçek olduğu için böyle konuşma ve yazma hakkım olduğunu düşünüyorum çünkü; kadınım.

 

Türkiye’de kadın hakları tıpkı batı dünyasında olduğu gibi 19.yüzyıl ortalarında halledilmiş bir konu. Halledilmiş bir konu diyorum çünkü tam anlamıyla öyle.

İnsan ne yazık ki nankör bir varlık.

Dişiyle tırnağıyla kanıyla mücadele ettiği değerleri, olguları bile zaman içinde unutabiliyor.

Hele ki siz ona kendi aklı ve vicdanı ile mücadele vermeden bir  ‘hak’ verecek olursanız…

İşte bunun adı; Türkiye’de kadın hakları

 

Sakın Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı medeni kanun düzenlemesini eleştiriyorum sanmayın.

Bilakis burada onu değil ‘kadınları’ eleştiriyorum.

Bu yazıyı okuyan kadınların yüzde kaçı medeni kanunumuzda kadınlara verilen haklardan 3 tanesini sayabilir? Okuyan bir avukat değilse ben size söyleyeyim, neredeyse hiç biri. Herkes seçme ve seçilme hakkı diyecek ve susacaktır.

 

Kendi hakkına sahip çıkmayan bir kadının kutlanacak, gurur duyulacak bir ‘kadın günü’ olamaz kimse kusura bakmasın. Önce haklarını öğreneceksin daha sonra o haklara sahip çıkacaksın en son bu hakları gasp etmeye çalışan ‘erkekler’e dil uzatacaksın.

 

Bugün böyle bir gün kutlanıyorsa ‘haklarını kazanmak’ için canlarıyla mücadele veren kadınlar sayesinde kutlanıyor.  1975 yılında şu anki medeniyetin yarısına bile sahip olmayan kadınlar ne haklara sahip olmaları gerektiğini düşündüler, savaştılar ve kazandılar. Bugün 21.yüzyılda kadın o zamandan bu yana sahip olduğu hakları aslında ne olduklarını tam olarak bilmeden savunuyor.

 

Bu yazıyla birlikte aslında sahip olduğunuz hakları bilmediğinizi fark ettiyseniz ne mutlu bana. Şimdi sosyal medya hesabınızda dolaşmaktan yarım saat vaz geçin ve interneti araştırma yapmak için kullanın. Sizlere özellikle medeni kanunu okuyabileceğiniz ve dünyadaki kadın haklarını anlatan linki vermeyeceğim. Çünkü 21. yüzyıl kadını araştırmayı, bilgiyi bulmayı ve sahip olduğu bilgiyi kullanmayı öğrenmek zorunda.

 

Sevgilerimle


İLK YORUMU SİZ YAPIN...