YEREL SEÇİMLER II

Özay KARTAL | AHVAL 02.01.2014 11:54
1376 0

Yerel seçimler, genel seçimlerle karşılaştırıldığında görece kolay seçimlerdir.

Yerel olması, adayın zaten tanınan isim olması, seçmene kolay ulaşılabilir olması ve seçmen beklentilerin üç aşağıya beş yukarı bilinmesi nedenleriyle görece kolay seçimlerdir.

Normal siyasi koşullarda,  yerel seçimler   “Aday – Proje “ ana eksenine oturtulur.

Kampanya süresince partilerden çok adaylar yarışır. Seçmende kendi partisinden olmasa dahi daha iyi çalışacağına ve daha iyi projeleri olduğuna inandığı adaya “şehr emini” yani belediye başkanı unvanını verir. Hatta seçmen belediye başkanına ayrı, belediye meclisine ayrı oy verebildiğinden başka partinin adayını başkan olarak seçerken belediye meclisinde kendi partisine oy atabilir.  ( Bakınız 2009 Bodrum yerel seçim sonuçları, seçmen ben, Mehmet Kocadon’u  başkan olarak görmek istiyorum ama CHP’liyim  dedi ve meclis çoğunluğunu  CHP’ye teslim etti.)

Seçmenin elindeki başkana ve meclise ayrı ayrı oy verme imkânı, yerel seçimlerin
“ Aday – Proje “ ekseninde geçmesini daha da kuvvetlendirir ( di.)

Evet dili geçmiş zaman kipi kullanmak zorunda kaldım çünkü bu saptamalar ülkenin normal siyasi bir koşullarında  geçerlidir.

Herkesin malumu olan ülkenin içinde olduğu olağanüstü siyasi durumunu anlatmaya gerek duymuyorum…

2014 yerel seçimleri “Aday  - Proje “ ekseninde çıkmış çoklu zemine oturmuştur.

Üstelik son yolsuzluk operasyonları ile iktidar,  bu yerel seçimleri kendisi için bir güven oylaması ve meşruiyeti yeniden kazanma aracı haline getirmiştir.

Ne dedi, başbakan “29 Mart’ta sandıkta hesaplaşırız.”

Bu durum önümüzde yerel seçimleri şirazesinden çıkarmıştır.

2014 yerel seçimlerinin değişen kuralları,  kampanya stratejisini belirleyip harekete geçmek isteyenleri terletir bir hal almıştır. Hatta stratejini belirleyip aylar öncesinde zamanlama hatası yaparak başlayanlara ise soğuk terler döktürür bir hal almıştır.

Bu seçimler “ Aday – Proje “ ekseni ile birlikte en az onun kadar önemli olan bir “Ulusal Siyasi Hesaplaşma” seçimi olacaktır.

Bir yanda,  hukukçuları ve polisleri görevden alarak, hukukun kontrolünden kaçıp meşruiyetini kaybetmiş bir iktidarın varlık yokluk savaşı, öte yandan kendini ve projelerini anlatmaya çalışan adayların seçilme telaşı.

Kâğıtları masadan toplayıp, yeniden karıp, dağıtma ve oyuna başlama vaktidir.

Ve bu oyun bir taktik savaşı değil, siyasi partilerin geçmiş de yaptıklarının ya da yapmadıklarının muhasebesinin masaya konduğu bir oyun olacaktır.

Kabul etmek gerek ki, son yolsuzluk olaylarıyla zorda olan iktidar adaylarının, ulusal ordusu tasfiye edilirken en kritik yasa oylamalarında ona destek veren MHP adaylarının eli bu oyunda çok ama çok zayıf.

CHP ise elinin güçlü olduğunun farkında olduğu gibi, oyunu kurallarının da farkında artık.

Burada bitirmeyelim, ne der koca Aristo?   “Ozanın işlevi, gerçekte olan şeyi değil, tersine, olabilir olan şeyi, anlatmaktır.(Aristo, 1998:30).”

O vakit olabileceği de söyleyelim;
Önümüzde ki dönem gerek yerelde gerek genelde CHP dönemidir.

Tarih  T.C.’ yi kuran partiye, CHP’ye yeni bir misyon yüklemiştir;  Laik, sosyal ve Atatürkçü T.C. üzerindeki tahribatı tamir misyonu.

Bodrum bu tahribattan görece nasibini almadı, bundan sonra da ne AKP’den ne de MHP’den almaya niyeti yok.


İLK YORUMU SİZ YAPIN...