YENİDEN FİLİZLENMEK

Firdevs ERSOY | HAYATIN PENCERESİNDEN 31.01.2015 11:59
1136 0

Bugün İstanbul’da pırıl pırıl güneşli bir hava var. Soğuk, karanlık kış günlerinden sonra içim aydınlandı. Sahilde, müzik dinleyerek uzunca bir yürüyüş yaptım( şiirler, şarkılar benim kaynaklarım, iç dünyamı canlı tutuyorlar.)

Boğazdan geçen gemileri vapurları izledim, martıları seyrettim.

Çok uzun yıllardır görüşmediğim, özlediğim, sohbetinden keyif aldığım çocukluk  arkadaşımla buluşmak için daha önceden belirlediğimiz yere sevinçle, adeta uçarak geldim. Mutluydum, kendimden memnun ve heyecanlıydım.

Sohbet ilerlediğinde, yaşama ve yaşamaya karşı yabancılaşmış buldum arkadaşımı, sanki  yıllar önce bıraktığım insan o değilmiş, karşımda başka birisi varmış  gibi hissettim.

Eski gençlik yıllarındaki neşesi de keyfi de yoktu, gözünde derin bir hüzün vardı, tebessümleri bile  soğuk ve buruktu sanki.

Sıkıntılı süreçlerden geçmiş, ağır kayıplar, derin acılar yaşamış sonra da kapatmış kendini, olanı biteni kabullenememiş, kendini yeniden mutlu etmek, yaşamını yeniden oluşturmak, sakladığı kendini bulup, çıkarmak ve  uzlaştırmak gibi bir çabası olmamış.

Birlikte geçirdiğimiz birkaç saatlik zaman diliminde, arkadaşımda var olan bir çok kaynağın koptuğunu, kuruduğunu kurumadıysa bile askıya alındığını ve dondurulduğunu gördüm.

“Olumlu düşün” falan dedim ama onların ikisi birden var, bunu ben de biliyorum.

Sonuçta zor günlerden geçmişsin, acı çekiyorsun bir üzüntü, keder var.

Tek taraflı düşünerek bunun içinden çıkabilir misin ? Çıkılmaz.

Sadece, olumlu düşün demekle olmuyor, desen de yapay bir şey oluyor.

Gerçekçi de olsan, romantikte olsan bunun iki uçlu olduğunu sende biliyorsun.

Yaşamın hareketi hep ikili, artılı eksili, acılı -sancılı sevinçli…

Sevgi varsa nefret var, aşk varsa acı var, sevinç varsa keder var.

Bunlar ayrı ayrı şeyler değil ve hepsi yaşamın içinde oluşuyor.

Önemli olan; kriz dönemlerini geçirdikten sonra yaşamın algılanması ve sürdürülmesi ne durumda ?

Yeni YAŞAM TARİFİN ne ?

Yirmili yaşlarda yaşam tarifi gerekmiyor, otomatik olarak yaşamı yaşıyorsun. Oysa ilerleyen yaşlarda yepyeni algılamalar gerektiriyor, insanın iç dünyası iç konuşması daha bir öne çıkıyor,  yaşam öyle birkaç tane kendini avutacak şeyle “lay lay lom” bir çizgiyle gitmiyor, mümkün değil.

Keşke öyle gitse, keşke öyle yapabilsek ama olmuyor.

Kendine yeni sıralamalar yapmak zorundasın. Belli ki arkadaşımın durumundan etkilenmişim , eve döndüğümde duygularımı ve önceliklerimi  yeniden sıraladım. Her gün göz atıp, hatırlamak için duvar panoma raptiyeledim.

“Bilinç arkasını aç ve yaşamına dahil et.( Çünkü, yaşamına dahil etmediğin sürece iç konuşmalarında kendini gösteriyor.)

 Baskılamaları kaldır, örtme, kapatma.

Takılma, takma.

Esnekliğini artır, eleştiri oranını mümkün olduğunca azalt. 

Üretkenliği artır.

Kendinle çatışma, suçlama, yargılama  ve barış ortamını artır.

 Aktif ol, amaçlarını unutma !

 Neşeli olmaya, sevinmeye, benimsemeye önem ver.

Objektif ol, somut ol, KAZAN KAZAN formülünü uygula.

 Çelişkileri ve süreçlerini her şeyde dikkate al yani ÇELİŞKİYİ GÖR- SÜRECİ GÖR ve sürecin sen neresindesin, karşındaki neresinde onu görerek hareket et.

 Sabırlı ol, cesaretini ve umudunu  kaybetme .”

Kısacası, kendime yeni görevler verdim .

Bunları neden mi yapıyorum ?

Biliyorum ki bu çalışmaları yaptığım da ve otomatikleştirip kendi gündemime dahil ettiğimde benim iç dünyamı daha akışkan hale getiriyor ve ben yaşamla daha bir bütün oluyorum.

O yüzden, kendi çalışmalarını yapacaksın.

Bunu herhangi bir kimse yapamaz, kendin yapacaksın.

Adım adım- küçük küçük.

Zor bir şey gibi gözüküyor ama zor değil, yapabileceğimiz bir şey.

Gerekiyorsa da yardım alarak yapacaksın.

Duvar arkalarına saklanmadan, iç dünyandaki PENCERELERİ AÇMAK, iç dünyanı beslemek, griye siyaha gitmeden renklendirmek ve çelişkilerini görerek, süreçlerini takip etmek gerekiyor.

Hepimizin zaman zaman sıfıra düştüğü anlar olmuyor mu ?

 Oluyor  ama tekrar yükseliyoruz.

Diyelim ki bir kriz yaşadık, tekrar küçük  bir güzellik yaşıyorsun, bir şeye seviniyorsun yeniden bir duygunu yakalıyorsun ve bunu aşıyorsun. Yeniden ruhsal ve düşünsel bir kuruluş meydana geliyor.

Hem duygusal, hem düşünsel, hem de ilişki anlamında yeniden filizleniyorsun.

Yeni bir anlayış oluşuyor.

İşte bütün bunları yapabilmek içinde bir aydınlık, ışık gerekiyor. Elinde mum varsa onu kullanıyorsun ve  BİLGİ tam burada işe yarıyor.

Bu çelişkileri bilmeden, tanımadan  olmuyor.

Tanımadığın vakit, diyelim ki düştün kalkamıyorsun.

Hiç şakası yok!

Çünkü, HAYAT BU ve hiç affetmiyor !


İLK YORUMU SİZ YAPIN...