YALANA SIĞINMADAN, KENDİNİ GÖREBİLMEK

Firdevs ERSOY | HAYATIN PENCERESİNDEN 19.08.2015 15:11
685 0

Bilinçaltımızı şeffaflaştırmak için sürekli kendimizle konuşuruz.

Bugün ben de öyle yaptım.

Yoğun geçen yaz tatili, her yazlık evinde yaşanan akış ve misafir trafiğinden uzun zamandır fırsat bulup,  kendi iç dünyamla doğru iletişim kurup, KALBİMLE SÖYLEŞİ yapamamıştım. Evdeki sessizliği ve bana kalan kocaman bir günügörünce dayanamadım,gerçekle bağlantı kurmak, kendi vicdanım ile hesaplaşmak, doğrularım, yanlışlarımı pişmanlıklarımı üzerini örtmeden, ikiyüzlülüklerimi ört bas etmeden yüreğimi görmek, tüm yaşananlara dokunmak istedim.

Sanırım buna ihtiyacım vardı.

Çok da iyi oldu J

 

Hayat, çok yönlü, büyük ve hızlı, yakalamak mümkün değil, süratle ve ışık hızıyla geçiyor.

Yaşam böyle bir hız içerisinde akarken, bizim kendimizi görme şansımız hemen hemen yok gibi, istesen de göremiyorsun kendini, sadece beynimizi hiç zorlamadan,kendi akışı içerisine bıraktığımızda görebiliyoruz.


İnsan değişime ve yenilenmeye açık bir varlık, yüzleşerek kendini doğru analiz etmek, yeni kriterler belirlemek, geriye kalan yaşamını biraz daha düzenlemek, biraz daha kendi istediğine yakınlaştırabilmek istiyor.


İnsanın böyle bir olanağı var.


Aklı başında bir insan, sakladığı tüm olumsuzluklara rağmen, kendini tartmak, hatalarını görmek, kabullenmek, bunları tekrarlamamak, kabullenmek, yalanlarını, dürüstlükten uzak kalışlarını görmek istiyor.

Bu ne zaman oluyor ?


Çoğunlukla yalnız araba kullanırken, kendimizle baş başayken oluyor.


İşte o anlarda ne hissediyoruz, hayatla nasıl yüzleşiyoruz?


Yastığa başımızı koyduğumuzda, sakinlik ve sessizlik varken biz kendimizle ne yapıyoruz, nasıl yaşıyoruz ?
Kendimizden kaçabiliyor muyuz ?


Kim kaçabilir ki bundan,
Öyle bir şey yok ! Kaçamıyorsun


Esas belirleme yüzleşme olgusu da işte burada gerçekleşiyor, eğer KENDİNSEN, kendin oluyorsan ve kendine yalan söylemiyorsan ancak o zaman yüzleşebiliyorsun.


Bundan kimsenin kaçması mümkün değil, kendini orada yalanla, onunla-bununla hiç bir şekilde aldatamıyorsun.

Duygularınla kıyafetsiz, makyajsız karşı karşıya kalıyorsun, çıplaksın,” KRALÇIPLAK” denilen şey işte burada oluyor.
Kendimize sorular soruyoruz…


Beyin sorularını soruyor ve almak istediğini istiyor, yalan mı söyleyeceksin,söyleyemiyorsun.
Ya da bazen hayat getiriyor ve senin önüne gerçekleri koyuyor.


Bazen bir tenis maçında kupaya bir adım varken, en kritik t-break sayıda, topa korkak vurduğun için maçı kaybetmek ve hayal kırıklığı yaşarken,

 


Bazen çok sevdiğiniz, biricik kardeşinizinvefatında, hastanede morgdan içeri girip, dışarı çıkmanızdaki otuz saniyede ortaya çıkıyor GERÇEK.


İşte o otuz saniye !


Yüzleşmek denilen şey o işte !

 


Bazen de hayat getirip senin önüne koymasa da kendi isteğinle gerçeklerle yüzleşiyorsun, bir hesaplaşma oluyor iç dünyanda, yeni kararlar alıyorsun.


Hesapsız, kitapsız, samimi olarak yaşamını açmak istiyorsun. ( Tam da bugün benim yaptığım gibi…)

Çünkü YİRMİ DÖRT SAAT kendinle berabersin, kendi iç dünyanla dengeleri sarsmadan her şeyi yeniden düzenlemek ihtiyacı hissediyorsun.

Yaşamla ve kendimizle iddialaşmanın, inatlaşmanın, ısrar etmenin, hataları tekrar etmenin, kayıpları artırdığını ve sorunlarıçözümsüz hale getirdiğini görüyorsun.

Bazen de kendimize küsüyor, kendimizi kilitliyor, farkında olarak kendimizi kandırıyoruz. BİLİNÇ zaten kendini kandırıyor biz de bilincimizi KANDIRIYORUZ.

Gerçeğin acılarından kaçarken, yüzleşmek istemediğimiz için yapay mutluluklara yöneliyoruz, YALANA SIĞINIYORUZ, sonra da yalan bizi içine alıyor.

Yalana saptığımızda kendi sanal oluşumlarımızla, gerçekten gittikçe kopabiliyor ve hayatımızda ki her şey yalan olmaya başlıyor.


 

Gerçekler ağır çelişkiler taşısa da, iç dünyamızı bozmayarak kendimize dönüp bakabilmeyi başarmalıyız.

Korkularımıza rağmen kendimizle yüzleşmenin sorumluluğunu üstlenmeli ve gerekli cesareti gösterebilmeliyiz.

Yaşamın hareketi bizden büyük, bazen bizi şaşırtabiliyor, istediği gibi içine alabiliyor, çarpabiliyor ve yıkıp geçebiliyor.
Gerçeklere dayanamayabiliyoruz?


Genellikle hazmedemiyoruz !J
 

Oysa;

Yüzleşme konusunda ustalaşabilmek ve YÜZLEŞMEK denilen şey…


Yaşamımıza ve yaklaşımlarımıza yeniden dönüp bakmamızı, yeni kararlar almamızı, yeni kriterler belirlememizi, nelerden vazgeçip, neleri hayatımıza dahil edeceğimizi, dozajlarının ne kadar olması gerektiğini, nerelerde ısrar edip, nerelerde etmeyeceğimizi, rutinlere düşmeden ve çerçevelemeden zaman kavramını, ilişki, sadeleştirme ve yeterlilik kavramını, yaşamımızı ziyan etmeden nasıl devam ettireceğimizi yeniden değerlendirmemizi ve değişimlerin de yaşamsallığa dönüştürülmesine katkılar sağlıyor.

Gerçeği kabullenmemize, gerçekle aramızdaki mesafeyi daraltmamıza ve onunla samimiyet kurmamıza fırsat tanıyor.

İşte !Sırf bu sebeplerden dolayı, ne kadar YALANSIZ yaşarsak o kadar iyi, ne kadar GERÇEĞE güvenirsek o kadar mutlu ve ne kadar YÜZLEŞİRSEK o kadar da huzurluyuz.

Ohh be rahatladım !J

İyiki yüzleştim! İyi ki eğrisiyle doğrusuyla dönüp yeniden bir kendime baktım.

Sonuç; Çokça GERÇEK birazcıkYALAN olsa da mutluyum, huzurluyum.


İLK YORUMU SİZ YAPIN...