TURİZM ÜVEY EVLAT MI?

Serdar KARCILIOĞLU | TURİZM ARENASI 10.08.2011 18:59
1301 0

Dünya’da turizm hareketlerine yön veren, profesyonel, kurumsallaşmış ancak ne yazık’ki tekelleşmiş çok az sayıdaki tur operatörleri denen aktörlerin olduğu gerçeğini yıllardan beri yazıp çiziyoruz,

Bu gerçeği görmeden atıp tutan, her yıl darbe yiyip bir sonraki yıl için turizmi patlatan çatlatan ,hiçbir alt yapısı olmayan sığ düşünceler ile Türkiye turizm hareketlerine yön vermeye çalışanlara da her fırsatta karşı duruşumuzu koruduğumuzu da herkes biliyor…

Ancak bu gün gelinen noktada, 50 milyon turist, 50 milyar dolar turizm gelirinden söz ediliyorsa, on, on beş yıl geriye gittiğinizde, yapılacak yatırımlara şiddetle karşı durup, zaten mevcutları (!!) dolduramıyoruz ters mantığı ile hareket eden, ama her fırsatta da bu söylemleri savuran, yetkili, yetkisiz, turizmci, bürokrat ve siyasetçiler görürsünüz…

Tüm zamanların desteksiz atışları, bu günde sürüyor ama sektördeki gelişmelere paralel olarak oluşan ortak kanı artık, ayakları daha yere sıkı basan, objektif ve gerçekçi düşünceler olarak gündeme taşınıyor…

Sevindirici olan, Turizmimizde bu hedeflere ulaşmanın tek yolunun, Ülkede yatırımların önünün açılmasının ve turizm yapılabilirlik açısından çok önemi olan teknik,sosyal ve eğitim alt yapısının düzenlenmesi gerektiğini kavrayan ve bu işi bir ideoloji olarak kabul eden insanlarımızın sayılarının her gün daha fazla artıyor olmasıdır…

Ancak bu olgunun Devlet ayağı ne yazık ki önemli bazı noktalarda halen topal durumdadır, Sektörde oluşmaya başlayan ortak kaygı turizme üvey evlat muamelesi yapıldığı ve hatta hükümetin turizmi gözden çıkardığı noktasında birleşmektedir..

Aynı kanıda olmadığımı, Ülkesini seven ve insanlarının refahını isteyen hiçbir kişi, kurum ve siyasi iktidarların, milyonlarca ton petrol rezervi ile eş değer, ülke ekonomisi için çok önemli bir olguyu görmezlikten gelebileceğine inanmadığımı belirtmek istiyorum…

Kaldı ki kalfalık dönemindeki Turizm sektörü ile ilgili icraatlarını zaman zaman eleştirdiğim sayın Ertuğrul GÜNAY’ın ustalık dönemine ne kadar hızlı başladığını, hemen her gün sektör için hayati önemi olan konuları gündeme taşıdığını ve oluşan bu ön yargıyı kısa sürede bertaraf edeceğine de inancım tamdır…

Sektörce de belirlenen ve sayın Bakanın da hemen her fırsatta dile getirdiği hedeflere ulaşmanın en önemli ayaklarından birisi yeni destinasyonlar ve buralara yapılacak yeni yatırımlardır.

Bu çıtayı yakalayabilmek için, dünya turizm pazarında rakipleri ile yarışabilecek bir Türkiye’nin ancak teknik ve sosyal alt yapısı çözülmüş, yeterli sayıda nitelikli yatağa ulaşması ile pazarda önemli bir konuma gelebilmesi mümkün olacaktır.

Ancak bu noktada, İşin aktörleri olan Tur operatörleri antenlerini, uçak koltuklarını doldurmada sorun yaşamayacakları, genç ve dinamik bir yöne doğru çevireceklerdir.

Böylece Türkiye sadece Antalya da olduğu kadar turizm yapmaktan çıkacak, hareket on iki aya yayılarak diğer turizm bölgelerine doğru yol almaya başlayacaktır. 

İşte tam da bu noktada,topal ayaklardan en önemlisi, yatırımların gerçekleşebilmesi için topraklarının çok büyük bir bölümü orman olan ülkemizin turizm yatırımcılarına yeni alanların açılması gerekliliği olayıdır..

Her nedense konu buraya dayandı mı bir anda homurtular yükselmekte ve bu homurtular devlet kadrolarımızın her kademesinde, ciddi reaksiyon görerek gereksiz bir dirence dönüşmektedir..

Oysa ki, bu güne kadar Turizm yatırımları için yapılan tahsislerin, Ülkemizdeki toplam orman alanının sadece “On binde biri” gibi yok sayılacak bir oranla sınırlı olduğunu, Turizmin genlerine işlemiş, yeşil ve çevre olgusunun varlığı ile bu alanlarda yeşil ve ağacı hassasiyetle koruduğu gerçeği, ne yazık ki bu güne kadar hep göz ardı edilmiş,Turizm yatırımcısı hep sanki ülkedeki tüm ormanlara göz dikmiş potansiyel “beton”cu olarak gösterilmiştir..

50 milyar dolar turizm gelirinin hedefine ek olarak, ülkedeki istihdam oranının dörtte üçünü sırtlamış, turizm yatırımlarına tahsis edilen “Menşei Orman” olan bu arazilerden her yıl milyonlarca dolar kira ve bir o kadar da hasılat payı ile devlet bütçesine de çok önemli bir gelir kalemi oluşturan turizm yatırımlarına elverişli orman arazilerinin tahsisleri konularının sığ düşüncelere ile geciktirilmesi bile ülke çıkarları açısından kaygı verici çelişkili bir durumu ortaya koyacaktır….

İşte, Kültür ve Turizm Bakanımızın söylemleri ve hedefleri ile, yukarıda bahsettiğimiz tutumun etkisinde kalabilecek Orman Bakanlığı tarafındaki bir karşı duruşun yaratacağı çelişki, sektörde Hükümetin turizme bakışı açısından bu ön yargının devam etmesine ve bu önemli 50 milyar dolarlık çıtaya ulaşılamamasına neden olacaktır.

İktidarın, bu ustalık döneminde Turizm’de bir çok radikal kararlara ve eylemlere imza atması beklenirken bu tür oluşabilecek hayal kırıklıklarına da izin vereceğine ihtimal dahi vermek istemiyorum…

Akdeniz çanağında, ve Avrupa’nın önemli turizm destinasyonlarında bulunan rakip ülkelerde oluşan önemli ekonomik ve siyasal sorunlar nedeniyle, Türkiye’nin vakit geçirmeden bu tür kısır tartışmalardan soyutlanarak ülke menfaatlerinin ön plana alındığı ciddi atılımlar yapması, dünya turizm arenasında layık olduğu düzeyde önemli bir vaziyet alması ve hemen her konuda yeniden dizayn edilmeye çalışılan dünyada, bu fırsatı iyi değerlendirerek maça bir sıfır önde başlaması kaçınılmaz bir olgu olmalıdır…

Ve de kanımca Ülke gerçekleri konusunda ve Turizm Yatırımları konusunda son derece duyarlı olduğunu bildiğimiz Orman ve Su işleri Bakanımız Sayın Veysel EROĞLU’na konuyu en iyi şekilde Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul GÜNAY’ın anlatabileceğini, ve bu olumsuz durumun çözülerek koruma ve kullanma dengeleri paralelinde ortak bir yolun bulunarak turizmcinin önünün açılabileceğini düşünüyorum.

Böylece, Sayın Günay’ın Turizm Yatırımlarına vereceği koşulsuz destek sözüne karşılık ortaya çıkan bu çelişki durum ortadan kalkacak ve o “TURİZM ÜVEY EVLAT” ön yargısı’da Ülke ve Sektör gündeminden kalkmış olacaktır… 


İLK YORUMU SİZ YAPIN...