SEVGİLİLER GÜNÜ “VALENTİNE’S DAY”

Firdevs ERSOY | HAYATIN PENCERESİNDEN 14.02.2015 09:38
843 0

Sevmesini bilmeyen ve korkunç bir dünya yaratma heveslisi olan zamanın Roma İmparatoru , erkeklerin evliliklerinden ve aşklarından vazgeçememelerinden dolayı orduya asker bulmakta zorlanınca çareyi evliliği yasaklamakta bulur.


"Aziz Valentine" isimli papaz ise her şekilde sevginin hakkının verilmesine inananlardandı ve haksız da sayılmazdı.


Sevginin hayatın temel yasası olduğunu bilen ve dünyadaki en önemli şeylerden birisinin sevgi vermek ve verilen sevgiyi de alabilmek olduğunu öğrenmiş olan "Valentine" , imparatorluğa ihanet eder ve gizli gizli seven çiftleri evlendirir. Efsane "Valentine" sonunda yakalanır ,ölüme mahkum edilir ve 14 Şubatta öldürülür. Otorite'ye karşı gelmiş ve çoğu kurulu düzene karşı gelenler gibi öldürülmüştür.


Zaman içerisinde anlayışı ve adetleri değişmiş olsa da "Sevgililer Günü " hikayesinin başlangıcı budur.


Peki, sevgi nedir ?


En yalın haliyle, insan ruhunda bulunan, zaman içinde öğrenilen çok olumlu, değerli bir duygu ve yetenektir.
Sevgi; emek, zaman, inanç, sabır, asla vazgeçmemek, vefa, özen göstermek ,şefkat, incitmemek, özlemek, sıcak bir gülümseme, bir dokunuş, sıkıca kucaklamaktır ve bir akıştır.


Sevgi, hayatın devamında olması gereken, sürmesi gereken bir olgu, paylaşım ve üretim. Hayatın anlamlandırılması, memnuniyet duygusudur.


İnsan yüreği sevginin pek çok çeşidine ev sahipliği yapsa da sevgi denilince...
İki karşı cins arasındaki çekim, bir kimseye, bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten evrensel duygu gelir ilk aklımıza.


Oysa, "KENDİNİ SEVMEKLE" çoğalır, artar sevgi...


Normalde insanın kendini sevmeyi öğrenmesi gerekirken, bize başkasını sevmek önerilir, o öğretilir.


Kendimizi sevmeyi öğrenmeden, başkasını sevmeyi öğreniriz.


Kendimize sevgi vermek,sevgi üretmek, yaşamla sevgi bağlarımızı canlı tutmak birinci kural olması gerekirken, kendinde ürettiğini, sende olan sevgiyi görmek istemez kimse.


Her şey de yanlışlık yapıldığı gibi sevgide de yanlışlık yapılıyor, başlangıcı ters başlayınca, kendimizi sevemeden bir başkasını sevmeye kalkışınca da sevginin çekirdeğini ve özünü bozuyoruz.


Durum böyle olunca da sevgi hep eksik kalıyor ve gelişmiyor.


Bu nedenle, önce kendine olan sevgiyi görmek, kristalize etmek, kaybolmuş özü görmek ve ayrımları doğru yapmak gerekiyor.

" SEVGİLİYİ  SEVMEK" konusuna gelince;
Paylaşım, güven, samimiyet, bütünleşmek, korumak-kollamak, arınmak, benimsemek, tek ve bir olmak, feda-karlık, yaşam ve anlam oluşturmak kavramlarının hepsini içinde taşıyor.


Ama, insan artı sonsuz ile eksi sonsuz arasında yaşayan bir varlık olduğu için, sevgiliye ve sevgiye de iyi davranamıyor.


Sevgiye, kabalık yapılıyor,doğru davranılmıyor, giderek başka bir şeye dönüşüyor, sevginin içine girmemesi gereken şeyler giriyor,anlamı kalmıyor,lezzeti kalmıyor,havası kaçıyor, yozlaşıyor, bambaşka bir şey oluyor ve böyle böyle tükeniyor.


Sevginin de dans gibi, müziğe uyması ve akışkan olması gerekiyor.


Sevginin de akılla, fikirle, dengeyle, teraziyle, orantıyla, şunla bunla hepsiyle bağları var.


Sevgiyle başlayan bir ilişkiyi devam ettirebilmek için, zaman içinde başlayan o bozulmaları hemen onarmak, tehditleri ayrımsamak, oluşumları doğru tanımlamak, özünü kavramak, canlı tutmak, bir tablo yapar gibi, önem vermek, özen göstermek gerekiyor.


Sevgi için iklim gerekiyor, kendini üretebileceği bir ortama sahip olması gerekiyor.


Toprak çorak olmayacak,iklim güzel olacak, bahar olacak...


Sevgiyi ancak böyle koruyabiliriz, sadece sevgililer gününü kutlayarak değil...


Pek çok şeyde olduğu gibi, yine abartıyoruz...


Dükkanlar kapış kapış, parfümeriler talan ediliyor.Sevgililer gününe özel promosyonlar, hediyeler...


Sıra dışı bu sembolik günü anlamlı kutlamak çok güzel de...


Sevgi öyle tek bir gün değil, her gün özenle korunacak, üzerine titrenecek bir şeyken, onu ve hayatınızdaki insanı tüm yıl boyunca ihmal edip, sırf o gün sevgililer günü diye abartılı sevgi gösterisi yapmak ve hediye vermek, samimiyetsizlik gibi geliyor.


Ayrıca, içten, hiçbir zaman karşılık beklemeyen, hatalarla ,eksiklerle uğraşmayan, kendini sürekli çoğaltan , sıcacık, içten bir ilginin sarıp sarmaladığı gerçek bir sevginin yerini, hangi hediye doldurabilir ki...


Sizi olmanız gerektiği gibi değil de olduğunuz gibi koşulsuz seven, ,hiç hesapsız , her şeye rağmen seni seviyorum diyen bir seveniniz varsa, bundan daha güzel bir armağan olabilir mi ?


Ayrıca,ortada sevgi yok, bir şey kalmamışsa eğer...


Hediyeyle falan olmuyor, bu iş !


Tüm bu olaylara şartlanmadan bakmak, kalıp olarak bakmamak gerekiyor. Sosyal çıkarlar, piyasacılık, başka bir çok etkileşimlerle tüketimi körüklemek adına kurgulanmış şeyler bunlar...


Her şeyi kötü yaparak, sevgi yaşanmıyor.


Öyle bir şey yok !


Sevgililer gününde "SENİ  SEVİYORUM" demekle, hediye alıp vermekle başarılı bir sevgiye de sevgiliye de sahip olunmuyor.

Bu zihniyetle sevgi büyüyüp, çoğalmıyor. Sevgiyi anlayabilmek, bir yaşam harcamaktır ve sevebilmek  sevebilecek kadar olgunlaşmayı gerektiriyor.

Bugün “Sevgililer Günü” aslolan BUGÜN desek de, yürekten inanmadıkça dünyadaki yegane gerçek “SEVGİ” diyemedikçe, kalpler güvenle ve ardına kadar açılmıyor.

Zaten, 365 günde sadece bir gün ayırdığımız sevgi” de alel acele savuşturulduğunun farkında ve samimiyetimize hiç ama hiç inanmıyor.

SEVGİYLE kalın….


İLK YORUMU SİZ YAPIN...