RÜŞVET ALAN BİR GAZETECİ OLARAK YAZIYORUM!

Alp ARBAK | EDİTÖRDEN 28.11.2008 14:31
4017 0

Bazı değerli meslekdaşlarımızın işi gücü yok, 1 yıl önce gittiğimiz Kıbrıs gezisine taktılar. Bu gezi hakkında haberler yaptık, izlenimlerimizi aktardık. Gezide golfle ilgili aklımıza gelen her soruyu sorduk, tatmin olduğumuz cevapları sizlerle paylaştık.

Ama bazı arkadaşlarımız bu geziyi bir rüşvet gezisi olarak görüyorlar ve bizim ateşli golf savunucuları haline geldiğimizi yazıp çiziyorlar. İşi öyle ilerlettiler ki artık yapmış olduğumuz haberleri bile bu geziyle ilişkilendiriyorlar.

Geçenlerde saygın bir gazeteci arkadaşımız isim vermeden eleştirmiş. Eleştirdiği konuları haber yapan 2 kişiden biri olduğum için ve de Kıbrıs’ta ki “rüşvet gezisine!” katılan bir gazeteci olduğum için çok doğal olarak üzerime aldım söylediklerini.

Aslında direkt kastettiği gazeteci arkadaşımla hemen hemen aynı yönde haberler yaptığımız ve çoğu haberleri paylaştığımız için dolaylı da olsa üstüme almış oldum bu yazıyı ve aşağıda okuyacaklarınızı hatırlatmak istedim;

Bu saygın arkadaşımız balık çiftliklerinin doğayı kirletmediğini söylüyor ve bu düşüncesini izlediği bazı belgesellere dayandırıyor. Ben ve gazeteci arkadaşımın yaptığı haberlerde bir anlamda yalan yazdığımızı söylüyor.

Ancak konuşmasını aktardığı Muğla Kültür Balıkçılığı ve Su Ürünleri Yetiştiricileri Derneği Başkanı İhsan Bozan’ın bizzat benim de katıldığım bir toplantıda eski tip, tahta kasalı, kıyıya yakın balık çiftliklerinin denizi kirlettiğini söylediğine şahit oldum. Aynı İhsan Bozan’ın off shore balıkçılığının öneminden bahsettiğini, ayrıca son teknolojiyi kullanan balık çiftlikleri dışında eski tip kültür balıkçılığı yapanlara karşı olduğunu, tekniklerini ve sistemlerini geliştirmeleri gerektiğini söylediğini de duydum.

Gazeteci arkadaşımı bilemem ama benim de başından beri karşı olduğum zaten bu tip işletmeler. Zaten bu tip işletmelerin sahipleri de denizi kirlettiklerini itiraf ediyorlar. Öte yandan mesela Kılıç Deniz Ürünleri’nin teknolojisini öven, bu yönde haberler yapan yine benim.

Sapla samanı da birbirinden ayırmak gerekiyor! Biraz bilgi sahibi olmak, borazanlık yapmamak ve en azından etik davranıp gerçek fikrimizi öğrenme nezaketinde bulunmak gerekiyor.

Buradan bu saygın gazeteci arkadaşımıza sormak istiyorum;

Bizi gerçek doğa sever olarak görmüyorsunuz ve haberlerimizi menfaat icabı yaptığımızı söylüyorsunuz;

Peki bugüne kadar mesela MNG dolgusu haberini, mesela Güvercinlik’te denize akan lağımı, mesela Güvercinlik’te oluşan çöp dağlarını, mesela Bodrum Devlet Hastanesi yanıbaşında bulunan ilkel tıbbi atık yakma kulübesini, mesela Meşelik’de doğanın ortasında peşkeş çekilen, içinde tarihi deponun bulunduğu denize sıfır 7 dönüm arazinin ayda 250 YTL’ye kiraya verildiğini, mesela Bodrum içinde oluşan 2. çöplüğü, mesela Kisebükü’nde dönen dolapları, mesela Yalıkavak’ta belediyenin ve özel şirketlerin vidanjörlerinin yükünü olduğu gibi doğaya ve denize bıraktığını, mesela Torba’da 5 yıldızlı otelin atık suyunu yola ve denize bıraktığını, mesela ölü balıkların kıyıya vurduğunu, mesela turistik tesis inşaatları sırasında önündeki denizlerin deniz anası ile dolduğunu, mesela tarihi mezarı tahrip ederek yapılan havuzlu villa haberini, mesela Bodrum’a turistik 5 kat izni veren bakanlık kararını ve buna benzer onlarca aynı tip çevre haberlerini ilk defa nereden okudunuz, ve bu haberlerin çoğunu biz de gördükten sonra gidip haber yaptınız mı?

Gelelim golf meselesine;

Benim golfle ilgili tek menfaatim golf yatırımı yapan büyük bir şirketten aldığım reklamdır. Bu mantıktan gidersek sizin de medya kuruluşunuz bir kültür balıkçılığı şirketinin reklamını yapıyor. Aynı şirketin reklamını ben de yaptım. Ama Kıbrıs turunu bir rüşvet olarak göstermek, ancak bu düşünceye sahip olan birinin yapacağı bir ucuzluktur. Daha önce defalarca belirttiğim gibi bugün burada bir kere daha yazıyorum; İsterse verdiği reklam milyonlarca dolar olsun, çevreyi ve doğayı katleden bir golf tesisinin gözünün yaşına bakmam, asla savunmam. Kıbrıs’a gitmemiz, golf tesislerini incelememiz neden bu kadar batıyor anlamıyorum. Bizim 2 gece otel konaklamasına, 2 yemeğe satılacak kadar aşağılık olduğumuzu düşünmek… Söyleyecek söz bulamıyorum.

Aslında bu saygın gazeteci arkadaşımız bunu çok iyi biliyor ama anlaşılan polemik yaratmak ya kendi, ya da başkalarının işine geliyor.

Balık çiftliklerini inceleyen milletvekillerinin Ankara’ya dönerken kolilerce hediye balık götürmesi eğer menfaat icabı yapılan bir haberse evet ben menfaat üzerine haber yapan, rüşvetçi alçak bir gazeteciyim, kabul ediyorum.

Ve tekrar belirtmek istiyorum;

İşini doğru yapan balık çiftliklerinin her zaman yanındayım. Aynı şekilde devletin balık çiftliği yatırımcısını oyuncağa çevirdiğini, çok mağdur ettiğini, gösterdiği yerden başka yerde iş yapamayacağını çok iyi biliyorum. Benim Alp Arbak olarak kavgam tüm bunlara rağmen göz göre göre eski tarzda kafeslerle, izinsiz olarak kıyıya yakın yerlerde bu işi yapanlarladır.

Biraz arşive baktığınızda yukarıda söylediklerimi aynen uyguladığımı göreceksiniz. Görmek isteyenlere duyurulur!


İLK YORUMU SİZ YAPIN...