PLANLI TESADÜFLER!

Özay KARTAL | AHVAL 22.10.2009 00:52
2230 0

21 Ekim 2007 Dağlıca‘da PKK baskını sonucu  13 askerimiz şehit, 16 askerimiz yaralı ve  8 askerimiz kaçırıldı.

21 Ekim 209  PKK‘lılar muzaffer komutanlar edasıyla vatan topraklarımızda gösteri yapıyorlar.

Ne tesadüf değil mi? Ne acı!

Şöyle bir geriye bakalım, bakalım başka ne tesadüfler var?

4 Temmuz 2003‘de Süleymaniye’de Türk askerlerinin kafasına çuval geçirildiği günün, Amerika Bağımsızlık günü olması gibi.

29 Ekim tarihinde  Obama‘nın Tayyip Erdoğan‘ı  Amerika‘ya çağırması gibi.

Ümettçilerin pek savunduğu, TSK‘nın emekli paşalarını, ulusalcı onurlu insanların deliğe tıkıldığı davaya, Türkler için kutsal olan Ergenekon isminin verilmesi gibi.

Yalnız bilsinler ki, Atatürk gençliği  bu tür  tesadüfleri Sevr anlaşmasından bu yana bilir!

Türkler, 1918 de Sevr anlaşmasını Agamennon savaş gemisinde imzalamak zorunda bırakılmışlardı. Gemi adını ise  Anadolu‘yu işgal eden ilk Yunan‘lı komutandan alıyordu.

Tarih bilincinin gerekliliği için söylenen "Ne kadar ileriyi görmek istiyorsun, o kadar geriye bak" sözünün ne kadar önemli olduunu bir kez daha görüyoruz.

Tesadüfler bu kadarla da kalmıyor.

Ne tesadüf ki PKK‘lıların yurda giriş yaptığı gün, kardeş Türk milleti Azeri‘ler Türkiye‘ye tepki olarak şehitliklerindeki TC bayrağını indiriyorlar. Bravo Amerikalı stratejistlere.

Aynı hukuk sisteminde, PKK terör örgütünün Kandil‘deki kampından gelen, üzerinde PKK üniformaları olan, Abdullah Öcalan‘a önderimiz diyen ve pişman olmadıkları ifadesini veren PKK‘lılar serbest, ama Ergenokon Örgütü üyesi olduğundan sadece şüphe edilen, sağlam ve kesin kanıtlar bulunmayan,
tek ortak noktaları ulusalcı ve AK Parti karştı olan  emekli askerlerimiz, yazarlarlarımız, profesörlerimiz hapisteler.

Bu nasıl bir hukuk sistemi ki,  Muazzez İlmiye Çığ, Tarık Akan, Levent Kırca, Müjdat Gezen, Fikret Otyam, Ataol Behramoğlu, Halit Refiğ ve onlar gibi bizi biz yapan bir çok kültürel değerimiz " İtiraf ediyorum! Ben de Atatürk Devrimi‘ni taammüden savunuyorum, vatanımı ve milletimi canımdan çok seviyorum. Eğer bu suçsa, beni de alın, beni de yargılayın!" diyerek AK partinin  Ergenekon tertibine boyun eğmeyerek,  dilekçe imzalayıp davaya bakan mahkemeye gönderiyor.

Diğer yandan, nasıl bir medya dır ki? DTP genel başkanına 4 dakika ve PKK‘lıların dönüş haberine 5 dakika ayırırken, şehit ve gazilerin tepkilerini görüntüsüz ve tek bir cümleyle aktarıyor.( 22 Ekim 09, NTV, Canlı Gaste, Can DÜNDAR).

Ve  yine nasıl bir medya dır ki, Özal döneminden beri ayrılıkçı kürt hareketini bize demokratik açılım diye yutturmaya çalışan Cengiz Çandar, Hasan Cemal gibi gazeteciler CNNTÜRK‘de tekrar iş başı yaptırılıyor, koşar adım Barzani‘ye gönderilip, bize sempatik gösterilmek üzere  röportajlar yaptırılıyor

Ne kadar tesadüf tüm bunların hepsi değil mi?

"Planlı tesadüfler" diyorum ben bunlara!

Dünya görüşü ulusalcı değil de ümmetçi kafalar memleketi yönetirse, şaşmamak gerek.

Ve bence tüm bu planları yapanlar kadar, onun karşısındaki toplumsal muhalafetin önünü tıkayan , felç eden sahte muhalefette suçludur.

Evet ana muhalefet CHP olduğuna göre, hiç bir engelleyici, duraklatıcı fonksiyonu olamadığına göre, yardımcıdır tüm bu olup bitene.

Ben önceki yazılarımda üzerinde önemle durduğum, menzil meselesini de unutmadan, konuyu Bodrum yereline getirmek isterim.

Tüm bu olup bitenler AK parti eliyle yürütüldüğüne göre, Bodrum halkı Bodrum Ak Parti yöneticilerine sorularını sormalıdır.

Tüm bu olup bitenler karşısında Atatürk‘ün partisi CHP sonuç getiren bir muhalefet yürütemediğne göre , Bodrum halkı demokratik tepkilerini CHP yöneticlerine de iletmelidir.

Sessiz halkımız Atatürk‘ün gençliğe hitabesini br kez daha dikkatli okumalıdır.
Hitabede anlatılanlarla, günümüzde olan bitenler, yine ne tesadüfdir ki pek benzeşmektedir.


İLK YORUMU SİZ YAPIN...