PINA 2

Serdar KARCILIOĞLU | TURİZM ARENASI 18.01.2014 15:18
1553 0

Ne zaman dünyada eşine az rastlanacak Bodrum’un Anadolu’ya açılan  denize sıfır oto yolundan giderken şirin belde Güvercinlik koyuna doğru baktığınızda Pina yarımadasını görürsünüz.

Şimdilerde...

Üzerinde yarım bıraktırılmış! bir otel inşaatı ile ne talihsiz bir yarımadaymışım der gibi bakar sizlere...

(Bu yarımada, 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu hükümleri çerçevesinde “Turizm Merkezi” ilan edilmiş bir bölgededir.Bilmeyenler için, “Turizm Merkezleri” Devlet tarafından “Kanunlar” ile belirlenmiş sadece turizm yatırımları yapılsın diye ayrılan alanlardır.)

Bu alanın talihsiz kaderi ilk kez MNG Holding tarafından başlatılan bir turizm yatırımı ile başladı...

Kıyıları oldukça dik olan bu yarımada da inşa edilecek, projeleri onaylanmış, ve ruhsatı alınmış tesisin, misafirlerinin denizden kolayca faydalanabilmeleri için kıyı bandındaki bir bölümün doldurulması zorunluydu,

Tesisin devamı niteliğinde sayılan güneşlenme terasları imalatları için gerekli müracaatları yaptılar...

Bizdeki bürokrasi çarkı kaplumbağa yürüyüşünün onda biri daha yavaş işlediğinden rahmetli Özal döneminin “istim arkadan gelir” felsefesine uygun olarak zamana karşı yarışan sistemi etkilememek aynı zamanda başlayan hafriyat nedeniyle elde hazır dolgu malzemesini tekrar geri getirme külfetini ortadan kaldırmak amacıyla koca deryada kayda alınmayacak bir dolgu yaptılar...

Sözde “çevreciler!!!” kızılca kıyameti kopardılar...
Bir de basın abartınca,
İnşaat durdu...
Bir Vali ve Kaymakamın başına mal oldu bu kıyamet tellallarının feryatları..
Ne oldu biliyor musunuz?
Bu değerli yatırımcımız, alın atınızı, verin tımarımı... dedi ve arkasına bile bakmadan çekti gitti...

Çekti gitti de neler ve ne milyon dolarlar kaybettiğimizi kimse hesap etmedi...

Neden sonra bir başka cengaver talip oldu buraya ve aldı,

Hamdi Çakır isimli cengaver turizm yatırımcısı Milas sınırları içerisinde bulunan bu arazide “Muğla Milas Güvercinlik Koyu Turizm Merkezi” plan notları hükümlerine göre projesini güncelledi ve yola koyuldu...

Rekor denilecek bir sürede tesisin kabasını bitirdi...

Bu kez sahneye önemli bir gazetenin köşe yazarı ve ulusal bir kanalda program yapan bir gazeteci çıktı...

Genellikle yaz aylarında ve özellikle Bodrumun turistik tesisleri, oldum olası “deniz güneş viski” üçgeninde mega yatlarında tatil yapan bir takım gazete köşe yazarlarının hep gündemindedir...

Islak mayolarını değiştirip kurulandıktan sonra buzlu viskiden bir yudum aldılar mı karşı kıyılardaki tesisler yegane hedef ve bir sonraki köşelerinin malzemeleridir artık,

Başlarlar tefrika yayınlamaya...

Burada da aynen böyle oldu...

Köşe yazarı, Yatırımcıyı, Bakanı, Valiyi ve Bürokrasiyi adeta linç etti...

Bu köşemde yayınlanan “Pina” isimli makalemde bu gazetecimizin ne kadar kirli ve eksik bilgilere sahip olduğunu ilgili kanunlardan alıntılar vererek yazdım,

Ertesi gün, tefrika durdu...

Ama bir gazetecinin yazılarını korku ile “Kanunların” dahi üzerinde gören devlet anlayışı ile zamanın Turizm Bakanı Ertuğrul Günay hiç yapılmaması gerekeni yaptı,
Alelacele Plan notlarını değiştirdi, Milas bölgesinin asırlardır beş kat olan kat yüksekliğini bu bölgeyi Bodrum sanarak iki kata indirdi,

Askı süresi dahi beklenmeden, ilgili plan notları hükümlerine göre kot faydalanmaları ile hiç bir sorunu olmayan tesise fazla kat yaptın gerekçesiyle bastılar mühürü...

Şimdilerde,

Sayın cengaver yatırımcımız Hamdi Çakır’ın hukuk mücadelesi verdiğini ve bu konuda ne kadar üzüldüğünü ve de yabancı tur operatörleri önünde nasıl bir sıkıntıya girdiğinin sektörün sivil toplum örgütleri ile turizmden sorumlu Devlet kademeleri ve toplumun diğer katmanlarınca farkına varılmadığını biliyorum, Ama,

Tesis, yarım bıraktırılışın verdiği görüntü ile bir utanç abidesi olarak orada duruyor...

Denize yapılmış kısa metraj dolgu yarımada ile çoktan kaynaşmış, Dolgu mu? Değil mi? Anlaşılamıyor...

Oysa ki, o tesis proje tamamlandığında çok ciddi peyzaj bütçesi ile o bahtsız yarımada üzerinde bir inci gibi parıldayacaktı...

İşletim konsepti gereği ve havaalanına mesafesi nedeniyle on iki ay açık kalacaktı...

Bir çok esnaf ve aileye, beş yüze yakın gencimize iş ve aş umudu olacaktı...

Kapasitesi ve yaptığı garantili kontratları ile ülkemize bu güne kadar yaklaşık otuz kırk milyon dolarlık bir döviz girdisi sağlayacaktı...

Çevresindeki, bakkalı, manavı, dolmuşçusu, taksicisi, ekeni, biçeni, işsizi, kısaca onlarca etkileşim sağladığı esnafına ekstra bir gelir kapısı olacaktı...

Olmadı... Yıkayım dedi... Yıkamazsın! Dediler... Yapayım dedi ... Yapamazsın! Dediler...

Şimdilerde,

Bodrumun Anadolu’ya açılan  denize sıfır oto yolundan giderken şirin belde Güvercinlik koyuna doğru baktığımda...

İçim Yanıyor...

Giderken bakıyorum...

Dönerken kafamı çeviriyorum...

Bu çelişkiler ile dolu zihniyete kahrediyorum...

Sevgilerimle


İLK YORUMU SİZ YAPIN...