MAĞDURİYET DEMOGOJİSİ

Özay KARTAL | AHVAL 08.02.2010 14:14
1984 0
Bir müzisyenle aynı tadı alamayız, bir müzik parçasından  melodiler arasındaki detayları bizlerden daha iyi seçer onlar.

Bir mimar ile aynı şeyleri göremeyiz, bir inşaata bakarken, yapı kusurlarını şıp diye görüverir bilen gözler.

Sinemaya gidip afişden çok, afiş tasarımıyla ilgilen biz reklamcılarda  da  durum aynı.

Algıda seçicilik denen şey.

Derinleşdiğin konu ne ise diğer detayları süzüp aşağıya doğru, yalın olarak kendi konunla ilgili detaylara yoğunlaşırsın.


Son günlerde Başbakanın konuşmalarında öne çıkan  konuları bir iletişimci ibriğinden geçirsek, neler kalacak geriye bi bakalım;

Başbakanın söyledikleri;

"Sürekli  darbe yapma çabaları var."
"Eşimi başörtüsü ile hastahaneye almadılar."
"Komadayken SSK?lıyız diye devlet hastananesine almadılar"
"Başımıza öyle şeyler geldi ki anlatsak millet kaldıramaz."


Örnekler artırılabilir.

Olayların siyasi,ahlakı ve insanı taraflarını  tartışmayacağım. Kim haklı kim haksız beni ilgilendirmiyor.

Bir iletişimci olarak beni ilgilendiren şey bu malzemelerin arkasında halka vermek istenen mesaj, yaratılmak istenen toplum bilincinin ne olduğudur.

Çok net söylemek gerek ki; mağduriyet ve  mazlumiyet üzerine oturtulmuş çok sağlam bir propaganda, toplumlar önünde hep puan kazanmıştır.

Mağdur ve mazlum, tarih hafızası olmayan, vicdani ve duygusal değerleri yüksek Türk toplumunda iktidar yolunu kolaylaştırır.

Mağdur, üstelikte  toplum için çalışan, geleneksel değerlerine, dinine bağlı bir mağdur, bizim gibi toplumlarda her zaman puan yapar.

Anlaşılıyor ki, seçim propaganda dönemi fiili olarak başlamıştır.

Ve onlar toplum psikolojisini, ümmet psikolojisini herkesden daha iyi okuyabiliyorlar.

İletişim, propganda ve teknolojiyi en profesyonel şekilde kullanarak, toplum bilinci projeleri yaratıp, uygulayabiliyorlar.

Mevcut muhalifler ise bu projeyi okuyamıyorlar.

İşte bu yüzdendir ki, hep bir adım gerideler.

İLK YORUMU SİZ YAPIN...