KİMİN TARİHİ?!

Özay KARTAL | AHVAL 11.08.2009 13:01
2128 0

Dün gazetelerde ki bir haber‘e dikkatinizi çekmek isterim.

Denizli İl Genel Meclisi’nin MHP Grup Başkanvekili Cafer Birtürk; "Biz kimin için kazı yapıyoruz?
Yılda üç-beş turist gelecek diye başkalarının tarihini gün yüzüne çıkarmaya çalışıyor ve milyonlarca lira aktarıyoruz. Bana kalsa bir kuruş vermem" dedi.

Cahilliğin, bir  insanı ne derece komik ve bir o kadar da tehlikeli hale nasıl getirebileceğinin en somut örneği.

Komik çünkü hem milliyetçilik olup, hemde yaşadığı vatan topraklarının kendine ait olmadığının kabulü.

Tehlikeli çünkü toprağın altında yatan kültürler sana ait değilse birileri gelir onların kendine ait olduğunu ve Türk‘lerinde işgalci olduğunu söyler.

Yahu böyle zır cahillik olur mu?

Denizli, ilk çağ Anadolu halklarını yarattığı yüzlerce ören yeri ve tarihi eserleriyle ülkemizin en değerli hazinelerine sahip bir ili.

Burayı yöneten kafaların cahilliğine bakın.

Kimdir bu ilk çağ halkları? Ne Türk ne islam. O zaman onlar bizden değil.

Tanrı aşkına 5,000 yıl önce milliyetçilik mi vardı, islam mı vardı dünya üstünde?

"İslam olmayan her şey gavur‘dur." İşte insanı insan yapan düşünme, yaratma yetisini elinden alan dogmatik kafa yapısı. Uyuşturulmuş, köreltilmiş kafa.

ATATÜRK  "Bir vatanın sahibi olmanın yolu, o topraklarda yaşanmış tarihi olayları bilmek, doğmuş uygarlıkları tanıma ve sahip olmaktan geçer." demişti.

Ve Atatürk kurduğu Cumhuriyetin temelinin  kültür olduğunu söylemişti. Günümüz çakma milliyetçileri ise milliyetçilik adına Cumhuriyetin temelini yıkmaya onu toprağın altına gömmeye çalışıyor.

Oysa arkeoloji kitapları okumalarına dahi gerek yok, Halikarnas Balıkçısı‘nın o bal tadındaki yazılarını okusalar, bu toprakların altında yatan ilk çağ anadolu halklarının ne Yunan ne Pers,
ne de başka bir millete ait olmadıklarını onların öz be öz Anadolu‘lu olduklarını kolayca öğrenebilirlerdi.

Luwiler, Karyalılar, Lidyalılar, Frigyalılar, Likyalılar vd. onların hepsi tam tersine Troya ‘da Yunanlılara  karşı savaşmış Anadolu topraklarının öz evlatları, gerçek sahipleri idi.
Gelin görün ki Türk İslam sentezci kafalar onları Yunan‘a verme gayreti içinde. Bizler bu topraklar üzerinde öyle resmi tarihin söylediği gibi 1071 de gelmiş falan değiliz.
Binlerce yıldır bu topraklardayız. Toprağın üstündeki  güzelliklerin sahibi de biziz, altında yatan kültürlerin mirasçısı ve sahibi de biziz.

Bu zihniyetin ülkeyi getirdiği komik durumlara bir de Bodrum‘dan örnek vereyim,

Bilirsiniz ülkedeli bir çok yerin adı gavur ismi diye zorlama uydurma isimlerle değiştirilmişti bir zamanlar.
Milliyetçilik adına yapılan bu iş özünde aslımızı inkar ve haçlı şovalyelerinin ismini sahiplenme noktasına kadar getirdi bizi.

Bildiğiniz gibi Bodrum ismi bir haçlı şovalyesi olan Sant Petrus‘dan gelir. Saint Jean Sövalyeleri inşaa ettikleri kaleyi Petronium olarak adlandırdılar (Latince). Bu isim peygamber Isa‘nin elcisi Petrus‘tan alındı. Petrus, Petrum,  Bodrum olarak günümüze kadar geldi.

Peki asıl adı neydi buranın Halikarnas (İng:Halicarnassus). Bu isminin kökenininYunanlılarla falan hiç bir ilgisi yok. İsmin ilk hali olduğu tahmin edilen  A-LU-CAR-NASSA , bilinen en eski anadolu halkı olan Luwilerin dili, Luwice ile ilgili.

Luwice,  LU=İnsan,  CAR= Kar,  NASSA= Kale   demek olduğuna göre,Kar insanlarının kalesi yada yurdu anlamına gelir. Bence çözümleme böyle.  ( Bu konu, kaynaklarıyla birlikte ayrı bir yazı konusu olacak. )

İşte durum böyle Türk-İslam sentezcilerine duyrulur, Bodrum adını  islama karşı savaşan bir haçlı şovalyesinden almakta.

Bırakalım böyle şeyleri.Gerçek milliyetçilik ve vatanseverlik yapmak istiyorsak vatanın sadece  üstüne değil altına da  sahip çıkalım, bilmeliyiz ki alt yapı olmadan üst yapı olmuyor.


İLK YORUMU SİZ YAPIN...