İSLAMOFAŞİZM VE YERELSEÇİMLER

Özay KARTAL | AHVAL 20.10.2013 23:49
1284 0

Siyaset ısınıyor, daha ısınacakta. Hatta kaynayabilir de!
Nasıl mı?

Gemi azıya almış giden bir hükümet var memlekette.
Gezi olaylarından sonra tanımı netleşmiş bir hükümet, islamofaşist ( 1 ).

Böyle bir hükümetin karşısında muhalefet salt muhalefet edip, çözümleriyle halkı örgütleyemez ise, siyaset sadece ısınmaz kaynar da.

Gezi olayları siyasi arenadaki çözümsüzlüklerin sokakları nasıl kaynatabileceğini gösterdi herkese.
Gezi olayları işte bu islamofaşist iktidarın karşısında, siyasi bir blok ve ümit görmeyen farklı görüşten tüm halkın kendini ifadesinden başka bir şey değildi.

İşin üzücü yanı ülkenin yetmez ama evetçi solcuları, libarelleri bu iktidara destek verirken, 2005 yılında Washington Times gazetesinin yazarı Frank J. Gaffney bu tehlikeli gidişi bizlerden önce görüp kaleme almıştı. (http://www.washingtontimes.com/news/2005/sep/26/20050926-092005-9547r/?page=all )

Olan oldu.
Şairin dediği gibi  “ ÇareSiz değilsin, Çare Sizsiniz. “

Bu ülkenin aydınlık ve solcu insanları birleşmek zorundadır.
Bu ülkede sağcıların en büyük şansı her zaman solcular olmuştur.
( Bakınız; Sol oyları bölerek İstanbul’u AKP göz göre göre hediye etmeye çalışan Sırrı Süreyya Önder örneği.)

Artık yeter.

“Ben solcuyum, sen beni solcu saymayan solcusun” çerçevesindeki kısır tartışmalardır ki bu canım ülkeyi islamofaşistlere teslim etti.

CHP  işte tam da bu yüzden bu gidişin karşısında blok ve ümit olduğunu göstermek durumundadır ve bu yönde ciddi çalışmaları  ve açılımları da mevcuttur.

Önümüzdeki yerel seçimler kesinlikle bu bağlamda düşünülmeli ve her birey bu konuda çalışmalıdır.

Her seçimde olduğu gibi konuşan yazan  biz, çalışan onlar olunca, bize düşen mağlubiyet oluyor.

Ülke artık islamofaşist bir rakibe karşı son raunda çıkıyor.

Ya ülkeyi kaybedeceğiz ya kazanacağız.

( 1 ) kendi dar paradigması ve dogmatik düşüncesi dışında kalan her düşünce yapısını, yaşam tarzını, kültürel ve sanatsal kazanımları baskıyla yok etmeye çalışan; emek sömürüsünü içselleştirmiş, her türlü emekçi örgütlenmesine ve demokratik oluşuma karşı; din, mezhep, cinsiyet ve hatta ırk ayrımcılığı yapan; elinde bulundurduğu güç oranında yozlaşan; ideolojik karşıtlarını "elitist" olmakla suçlarken, kafasındaki çarpık demokrasi algısını "çoğunluk baskısı" ile açıklamaya çalışan; klasik faşizmden çok daha tehlikeli, tüm bunlara rağmen mağdur edebiyatı yapan, ama elinde olduğu güç ile mağdurlar ordusu yaratmaktan çekinmeyen "örgütlü" kişi.


İLK YORUMU SİZ YAPIN...