Hektor, Fatih Sultan ve Atatürk

Özay KARTAL | AHVAL 23.05.2009 18:25
2828 0
Ülkemiz Arkeolojinin dev çınarlarından, Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Fahri Işık hocamız, soyadına yakışır bir şekilde Bodrum‘lu öğrencileri  Troya ve Hektor konusunda aydınlattı.

Konferansın adi "Troya, Hektor‘un Dirilişi" idi.

Işık hoca,  konferansını iki saate yakın bir sürede tamamladı.

İki saatlik bu sürede, hocamız 4000 yıllık bir destansı yolculuğa çıkardı
bizleri.

Destanın yazarı Homer’ı tanıttı bize önce.

Homer‘in İzmir doğumlu olduğunu, onun  Yunan değil öz be öz Anadolu’lu bir ozan olduğunu söylediğinde, salondaki bir çok dinleyici Troya konusundaki ön yargılarının tamamen değişeceğinin henüz farkında değildi.


Homer’den sonra Troya’nın yıllarca bilimsel kazılarını yürütmüş, daha sonra Türk vatandaşlığına geçerek Osman ismini alan  efsanevi bilim insani  Prof. Manfred Osman Korfman’nı ve  onun çalışmalarını anlattı.

Prof. Korfman,  Troya‘lılarin Yunan değil, onların bilinen en eski Anadolu halkı olan
Luwiler‘den olduğunu,  nasıl kanıtladığını anlattığında, salondaki kıpırdanma sesleri, ön yargıların yıkılış gürültüleri gibi geldi bana.

Işık hoca tüm batı kültürünün temellerini oluşturan bu Anadolulu destanin detaylarını, kronolojik sırasıyla, engin bilgi birikimden aşağılara taşan bir sel akıcılığında sundu bizlere.

Liseli gençler, kurumuş topraklar özlemiyle karşıladı bu bilgi selini.

Troya‘yi Troya‘li kahramanları tanıdık, uzaklardan gelen işgalcilerin bu verimli toprakları ele geçirmek için, binlerce yıldır sebep oldukları kan ve katliamı öğrendik ve sonra bu acıların anlatıla anlatıla destanlaşıp
günümüze geldiğini öğrendik.

Anadolu‘nun dört bir yanında yasayan halkların nasıl Troya‘yı savunmak için Troya‘lıların yardımına koştuğunu, omuz omuza savaştıklarını öğrendik.

Daha, Işık hocamız söylemeden,  bu durumun ne kadar da Çanakkale savaşına benzedini anlayıp, şaşırdık kaldık.

Tüm destan boyunca,  Troya‘nın başkahramanı Hektor‘a, onun kahramanlıklarına, erdemli savaşına hayran olup kendi kahramanımız olarak kalpten benimsedik.

Fatih Sultan Mehmet’in 1456’da Midilli seferi sırasında Troya bölgesini ziyaret ettiğini ve orada savaşmış yiğitlere övgüler düzdüğünü tarihçi Kritovulos’dan aktardı bizlere. Büyük deneme yazarı Montaigne de bir denemesinde Fatih’in Papa II. Pius’a bir mektup yazarak “Hektor’un öcünü aldığımız halde niçin bize düşmanca davranıyorsunuz?” diye sorduğunu aktardı.

Arkasından yine Troya önlerinde Çanakkale‘de ayni noktada Anadolu‘yu işgale gelmiş yabancı işgalcilere karşı Anadolu‘nun dört bir yanından gelen halklarla ( Türk, Kürt,Laz, Çerkez vd.) destansı bir savaş vermiş
Atatürk’ün Hektor‘a ne kadarda benzediğini anımsattı bizlere.

Sahol Işık hocam, bizlere Troa’nın  Yunan değil, bizler gibi Anadolu’lu olduğunu hatırlattın için.

Ve belki daha da önemlisi kendi payıma, işgalcilerin binlerce yıldır Troya ve Çanakkale hezimetlerinden sonra, Anadolu insanlarını ayrıştırmadan, bölmeden, onları Lazı, Kürdü, Çerkezi birbirine düşman etmeden, bu toprakları ele geçiremeyeceklerini anladıklarını, bana düşündürdüğün için.

Serv anlaşmasının imza edildiği savaş gemisinin adının, Troya’yı işgale gelen başkomutanı adı, Agamennon olması  sadece bir tesadüf müydü acaba?

İLK YORUMU SİZ YAPIN...