Hasan Tahsin, Muntazır El Zeyd ve Can Dündar

Özay KARTAL | AHVAL 17.12.2008 12:45
2796 0
Yıl 1919  genç Türk gazeteci Hasan Tahsin, ülkesini işgal eden, bir alay düşman askerine ilk mermiyi fırlattı.
Yıl 2008   Iraklı genç bir gazeteci, Muntazır El-Zeyd ülkesini işgal edenlerin baş komutanına ayakkabısını fırlattı.

Tarih kendisini iyi bilip takip edenlere böyle hoş tekrar pozisyonları seyrettiyor, sanırım.
 
Hasan Tahsin, Baş Papaz Hristamos önderliğindeki Yunan Efzun Alayı İzmir Limanına gösterişli bir çıkış yaptığında "Bu böyle kolay olamaz,  bunun sonunda ölüm var .. Kan var. .Bunu anlamalılar." diyip bir milli mücadele destanını başlatacak olan ilk kurşununu sıkmıştı.

Muntazır El-Zeyd‘in fırlattığı ayakkabısı, Irak‘lılar için sonu bizimkine benzer bir milli mücadelenin fitini ateşler mi? bilemem. Milli mücadele olabilmesi için bir millet olmak gerek önce, en azından, umarım ki bize benzer bir  millet olabilme yolundaki fitili ateşler.

Muntazır, arapça "yolunu beklemek", demek, Zeyd ise "ziyadeleşmek, çoğalmak" demek. Umarız bu genç gazetecinin anti-emperyalist  ruhu, ismi gibi yolunu bekleyen halkı için çoğalır ülkesinde.

Nerdeyse koca bir asır önce bugün Irak‘takine  çok da benzer bir durumda olmamıza rağmen, Türk milleti ne yaptı.
Hasan Tahsin‘lerin yarattı,  Mustafa Kemal‘lerini yarattı ve tarihin ilk ve en büyük anti-emperyalist zaferini kazanan milleti oldu.

Peki Hasan Tahsin‘den bir asır sonra, belki de, Mustafa Kemal‘in  eşsiz ulusal kurtuluş zaferini örnek alan bir milletin gazetecisi işgalcilere ayyakkabısını fırlatırken, şimdiki Türk gazetecileri ne yapıyor bi bakalım mı?

Bu tarihsel perspektifi çok iyi bildiğinden emin olduğumuz gazeteci yazar Can Dündar, Mustafa Kemal‘i Mustafa haline getirmeye çalışıyor.

Yani içki, sigara kadın vs bir çok zaafı olan normal bir adam, Mustafa işte...

Bir reklamcı olarak söylemeliyim ki, Bir belgeselci olarak siz Mustafa Kemal‘in eğlenirken, dans ederken, ve alkollü iken aynı mekanda , farklı açıdan hemen hemen aynı 6-7  fotoğrafı arka arka ya gösterirseniz, ben bunda iyi niyet arayamam, vermek istediğiniz mesaj ortada ve çok açıktır.

"Bir sürü kişisel zaafı olan normal bir adam işte Mustafa yahu!"

Siz bir belgeslci  olarak  onun verdiği ve tüm dünyayının kabul ettiği dahi mücadeleyi anlatmak zorunda değildiniz.Onun insani tarafının belgeslini yapmak isyetebilirsiniz. Ama bilmek gerek ki bir insanı , insan olarak tanımak sadece onun zaaflarını bilmek demek değildir. Kaldı ki böylesi zaafların tarihsel kanıtları
ve şahidleri ortada yok iken.(Bu konuda en detaylı cevapları Turgut ÖZAKMAN,  Cumhuriyet gazetesindeki yazı dizisinde verdi.)

Bizim gazetecimiz ulusal kahramanımızın kişsel zaafları ön plana çıkarmayı tercih ediyor, ben ise sormak isterdim,  Sakarya savaşının tam ortasında Anadolu Medeniyetler Müzesi‘ni açan Mustafa Kemal nerde bu filmde diye.

Muntazır El Zeyd‘i Hasan Tahsin‘in yanına koymak hoş, Can Dündar örneğinden sonra.

Irak‘lılar Hasan Tahsin‘lerini buldular, geriye kaldı  Sütçü İmam. Irak‘lılar kendi Mustafa Kemal‘ini bulabilirler mi? Bilemem?

Ama  Can Dündar‘a sorabilirler,  Mustafa‘lar çoktur,  Irak?da da kolayca bir tane bulunabilir.

Not: Yazılarıma sohbetleriyle destek veren tarih dostlarıma selam olsun.

İLK YORUMU SİZ YAPIN...