DEĞİRMENLERİMİZ

Özay KARTAL | AHVAL 21.10.2008 12:23
2339 0
Bodrum‘u Bodrum yapan değerler?

Tarihi, kalesi,  tiyatrosu, myndos kapısı, müzesi, mandalinası, deniz üstü ve altı güzellikleri, kıyıları,  guletleri... ve liste önem sırasına göre uzar.

Farkındamısınız bu listede  süngerimiz, değirmenlerimiz, Bodrum amblemindeki amforalarımız, sandaletlerimiz ve Bodrum‘a kimliğini kazandıran bir çok öge artık yok.

Birer birer, beton rantının altında kaldı hepsi.

O güzelim değerler, tüm bu güzelliklere kör, cahil ama fırsatçı, rantçıların bankalarında birer sıfır haline geldiler.

O kadar cahiller ki  "Altın yumartlayan tavuğunu kesen ahmak adam" hikayesini bile bilmezler.

Aptallıklarından değil bu durum, eğitilmemiş zekalarından!

Tanrı Bodrum‘u eğitilmemiş zekalardan korusun!

Ama iyi şeyler olmuyor da değil Bodrum‘da.

Gümbet mevkiinde bulunan değirmenlerimizden birinin restorasyonuna başlandığı haberi geldi Kaymakam‘lığımızdan, geçen hafta.

15 yıldır Bodrum‘da değirmenler hakkında duyduğumuz haberlerin hepsi "cek" ve "cak" la biten vaatlerden ibaretti.

Bodrum‘a ziyarete gelen  turistlerin  "Neden  kaderine terkedilmiş bu değirmenler?"  diye sorduğunda, utanması gerekenlerin yerine bizim utandığımız değirmenler.

Özel mülk sahipleri ile kamu idari kurumları arasındaki çatışma bir türlü çözümlenemediğinden, değirmenlerimiz yok olmaya yüztutmuştu.

Değirmenler kağıt üstünde birilerinin özel mülkiyetidir ama, vatandaş olarak bu  bizi hiç ama hiç ilgilendirmiyor.

O değirmenler  kale gibi, myndos kapısı gibi,  bir Osmanlı kulesi gibi Bodrum tarihinin  ve kültürel zenginliğinin bir parçası.

Dolayısı ise her Bodrum‘lunun her vatandaşın hatta Bodrum‘u görmeye gelmiş her dünya vatandaşının hakkı var onlarda.

Bodrum‘da her yer tarih kaynıyor, dünyanın yedi harikasından biri olan Mozele bile yakın zamana kadar birinin tapulu mülkü idi.Burası eski kale müdürümüz Oğuz ALPÖZEN‘ tarafından müze haline getirilmiştir.

Kamu idaresi ve özel mülk sahipleri arasındaki bu çatışma ilk defa Kaymakamımız Abdullah KALKAN‘nın özel çabaları ile aşıldı.

Kaymakamlık ilk aşamada, ticari menfaat gözetilmeksizin değirmenlerin restorasyonlarının yapılabilmesi için  her türlü konuda yardımcı olacağını belirterek tüm değirmen sahiplerine bir çağrıda bulunuyor..

Bu çağrıya şimdilik sadece  İstanbul‘lu bir işadamı kulak verdi ve değirmenin restarasyonu tüm bürokratik işlemleri  tamamlandıktan sonra, şubat ayında tamamlanmak üzere başlatıldı.

Kaymakamlığın çağrısının tek bir ön şartı var, şimdilik değirmenlerin ticari faaliyet amacıyla  değil, kamuya açık olması amacıyla restore edilmesi.

Tabii değirmenlerin  daha sonra kapılarının duvar olmaması,  en azından  temizlik, bakım ve koruma giderlerinin karşılanabilmesi için, hediyelk eşya vb. satışı gibi bir fonksiyon kazandırılabilir.

Bu ikinci aşama sanırım, öncelikle değirmenlerin aslına uygun ve ehil ellerde restore edilip,  yelkenlerinin döndüğünü görmek gerek.


Düşünün o tepede değirmenlerin yelkenleri dönmeye başlamış, beyaz yelkenleri Bodrum‘un eşsiz mavi gökyüzü ile dans etmeye başlamış.

Bundan daha güzel bir selam olur mu göklerdeki Halikarnas Balıkçısına, Neyzen Tevfik‘e ve daha nicelerine?


Mimar Şerife Türk böyle bir projede gönüllü olarak yer almış, sonucun ne olacağını bilmeden, tüm restarasyon projelerini ve çalışmaları hiç bir ücret almadan yapmış, içlerinde baba mesleği değirmencilik olan ekip arkadaşlarıyla heyacanla çalışmalarını sürdürüyor.

Kısacası Bodrum‘u Bodrum yapan değerlere sahip çıkan herkese bizden gönül dolusu teşekkür.

İLK YORUMU SİZ YAPIN...