BU NEYİN KAFASI?

Özay KARTAL | AHVAL 26.03.2013 14:02
2038 0

Ülke kopmuş elden gidiyor.

Ülke üstüne çöken emperyalist karanlık,  ulusalcı aydınlık kesimin son kalelerin bulunduğu  kıyılara doğru sokulmakta.

Ülke yönetenler, emperyalist ülkelerinin Ortadoğu’da kurduğu kirli oyunun ne yöneticisi ne de oyun kurucusu sadece ve sadece piyonu. Ne yazık ki,  dünya siyasi tarihinin en büyük emperyalist savaşını  vermiş ve muzaffer olmuş  bir neslin torunları, şimdi o kirli savaşın piyonları. Emperyalist planlar için Suriye de binlerce çocuğu yetim ve evsiz bırakmanın vicdani sorumluluğu hepimizin üstünde.

Ülke bu denli karanlık bir  ortamda,  emperyalistlerin ardından değil önünde koşmakta.  Bilmezler ki “karanlıkta koşanlar bir gün mutlaka düşer.”

Ülkem bu denli karanlık içindeyken bir umut olması beklenen ve hala umut olarak görünen CHP’yi gözlemliyorum.  Acaba kıyılara sıkışmış olan CHP bu alanlarını koruyacak mı? Yeni alanlar kazanacak mı? Yoksa eski hatalarına devam edip eldekileri de kaybedecek mi?

CHP Muğla İl Başkanı Mustafa Öztürk önümüzdeki yerel seçimlerle ilgili, ilçe başkanları ile bir toplantı yapıyor ve basına bir açıklama yapıyor.  Basın açıklamasının ana teması “ADAY BELİRLEME YÖNTEMLERİ”   Ve diyor ki “Atama falan yok adaylarımızın partili üye arkadaşlarımız tarafından seçilecek. Aday olmak isteyen arkadaşlar şimdiden hazırlığını yapsın sonra kimse haberim yok demesin. “

İlk görünüşte demokratik bir yöntem gibi görünen bu çıkış aslında partiyi,  katılıma ve büyümeye kapatıp ülkeyi AKP’ye teslim eden zihniyetin tezahürüdür.

Sanki,  tüm Muğla ve beldelerinde CHP kayıtsız şartsız birinci partidir, kitle kayıtsız şartsız CHP’ye oy verecek, bu yolda yapılması gerekli tüm çalışmalar yapılmış, tamamlanmışda,  sıra,  bu kitleleri yönetecek koltuklara kimi nasıl oturacakların tartışmasına gelmiş.

Yahu daha son yerel seçimde,  bu aydın kitleler “Beni oy deposu olarak göremezsin  CHP’ye gözü kapalı oy atmam ” demedi mi?  CHP’ye Bodrum Kalesi’ni kaybettirmediniz mi?

Bu sizdeki  neyin kafası,  pir aşkına?

Herkes biliyor ki, tüm bu açıklamalar ve telaş, CHP’den dışlanıp, CHP’ye rağmen halkçı politikalarla Bodrum’da belediyecilik yapan ve bunun bedelini de 100 gün özgürlüğü ile ödeyen Mehmet KOCADON korkusuyla yapılmakta.

"Ya genel merkez, başarı odaklı bir tercih yapar da Kocadon’u  Muğla yada Bodrum’dan aday gösterirse, ne olur bizim halimiz?"

Neden sormazlar kendilerine?  Biz kitlelere nasıl umut olacağız? Üye sayımızı nasıl artıracağız? Bölgemizde başarı öyküleri yaratmış insanları nasıl saflarımıza kazandırırız? Yeni gençlere nasıl ulaşırız, saflarımızı daha dinamik, daha güçlü daha etkin nasıl kılarız?

Gerek Muğla gerek Bodrum CHP yöneticileri işi gücü bırakmış “Aman Mehmet KOCADON’un CHP’ye  gelmesini nasıl engelleriz."  diye uğraşmaktalar. 8000 oyuna rağmen hapishane çıkışı meydanda 15,000 kişiyle kucaklaşan bir siyasi aktörü saflarına katmak yerine ondan kurtulmaya çalışmak herhalde bölgemizin çakma CHP’lilere mahsus bir siyaset olsa gerek.

Karşı  siyasi cephe ne yapıyor?  Kapı kapı gezip, iktidarın nimetlerini, projelerini anlatıp kıyılardaki  imajını değiştirmeye gayret ediyor, okullar, kurslar açıyor, mehter marşlı fetih günleri düzenliyor, başörtülü hanımları ev toplantıları yapıyor vs. vs.

Bu  kafa ve bu yönetim anlayışı  2009 seçimlerinde Bodrum Kalesi’ni CHP’ye kaybettirdi. Ve böyle giderse Muğla’yı da  kaybettirecek.


İLK YORUMU SİZ YAPIN...