BODRUM?DA KIŞ

Alp ARBAK | EDİTÖRDEN 09.02.2009 15:14
2509 0

Haber trafiği, Ticaret Odası seçimleri, yerel seçimler derken bu kadar yoğunluğun üzerine bizim oğlanın suçiçeği geçirmesi gelmez mi? Son 2 hafta kabus gibiydi. Eşimle birlikte çalıştığımız için iş programımız alt üst oldu, oğlumuzun hastalığı bizi derinden üzdü. 2 hafta ne uyku bildik, ne dinlenme.

Kabus gibi geçen 2 haftanın sonunda oğlanın biraz iyileşmesi, benim ve eşimin annelerimizin gelmesiyle Cumartesi akşamı en sonunda kendimize vakit ayırmaya karar verdik. Genelde baş başa kaldığımızda Denizhan’ı tercih ediyoruz. Gerek Deniz Eyinç’le dostluğumuz, gerek Denizhan çalışanlarıyla kurduğumuz diyalog, gerekse Denizhan’ın muhteşem tatları ve çok özenli servisi, bizi fazlasıyla mutlu ediyor.

Haftasonu pek çıkmayı düşünmezken sevgili dostum Ozan Çarga ile görüştüm. Ozan “akşam ne yapıyorsunuz” diye sordu ve ekledi; “Serra’yla birlikte Allaturca’ya gelin. Ben ve çello çalan bir arkadaşım canlı müzik yapacağız. Ayrıca birazda kafanızı dağıtırsınız” dediğinde oğlumun rahatsızlığından dolayı biraz isteksizce kabul ettim. Oğlanın canlandığını ve annelerin de bizde olmasını fırsat bildik ve akşam olunca Milta Marina içindeki Allaturca’ya eşimle beraber gittik.

Allaturca’ya girince kendimizi denizin ortasında, sanki bir geminin kamarasında gibi hissettik. Kale ve Antik Tiyatro manzaralı muhteşem bir görüntü, harika bir sunum eşliğinde son derece mükemmel yemekler yedik, içkimizi içtik. Ozan gitarı ve çello çalan sanatkar arkadaşıyla birlikte öyle güzel şarkılar söyledi ki isteksiz çıktığımız gecenin bitmesini hiç istemedik. Beatles’dan Sezen Aksu’ya, Nev’den Nilüfer’e en sevdiğimiz parçalar, mükemmel bir uyum içinde çalınıyor, biz her şarkıdan sonra kendimizden geçiyorduk.

Gece yarısına doğru istemeye istemeye Allaturca’dan ayrıldık ve evi aradık. Oğlanın çok iyi olduğu ve uyuduğunu annelerden öğrenince kendimize 2 saat daha ayırdık ve Adamik’e gittik. Yıllardan beri gerek personeli gerekse kalitesi hiç değişmeyen son derece istikrarlı bir anlayışla hizmette olan Adamik’te dostumuz Mehmet’in bize hazırladığı içkiler ve Apoli’nin çaldığı şarkılarla adeta kendimizden geçtik.

Gecenin sonunda eve giderken eşim “iyi ki çıktık, böyle bir 2 haftadan sonra beynimizi ve vücudumuzu sıfırladık” dedi. Eve geldiğimizde oğlumuzun melek gibi, son derece sağlıklı bir şekilde uyuması da keyfimize keyif kattı.

Ertesi gün bir gece öncesinin keyfiyle harika bir kahvaltı ettik ve ben düşünmeye başladım. Gittiğimiz her yer doluydu. Kış, soğuk, fırtına ve yağmur olmasına rağmen doluydu üstelik. Demek ki kışın hayalet şehir denen Bodrum, 24 saat çok canlıydı. Bodrumlular açık olan mekanlara gidip gönüllerince eğleniyor, hoşça vakit geçiriyor. Kaliteli yerler hep dolup taşıyor.

Demekki Bodrum’da yaşayanlar bu şehrin hayalet şehir olmasını istemiyor, Bodrum’u yaz kış doyasıya yaşamak istiyor. 135 bin kişilik kış nüfusu da bunun en önemli göstergesi aslında.

Seçimlere giden Belediye başkan adaylarına duyurulur.

İLK YORUMU SİZ YAPIN...