ATIŞ SERBEST

Özay KARTAL | AHVAL 23.04.2008 17:29
2851 0
Sn Kazım Kanat bey geçtğimiz günlerde köşesinde Bodrum ve müzemiz ile ilgili bir yazı kaleme aldı.

Televiyonlar da, gazetelerde spor yorumcuları her konunun uzmanı oldular artık.

Spor, magazin, ekonomi, siyaset hepsi onlardan sorulur oldu, sonunda arkeolojide.

Hoca Nasreddin‘in memleketi değil mi burası? Komik gariplikler diyarı.

Bir bakıyorsunuz, komik iddealara girip etek giymeye kalkıyorlar, bir bakıyorsunuz yeni yetme mankenlerle boy gösteriyorlar, bir bakıyorsunuz siyasetle ilgilenip darbe davetiyesi çıkartıyorlar, ama ne yaparlarsa yapsınlar ülke gündemini etkileyebiliyorlar.

Pazar akşamları açın televizyon kanallarını, N(e)T(e)V(e) dahil her kanal bu çok bilmiş taifenin işgali altında.

Spor konusunda konuşsunlar, yorum yapsınlar, hepsi tamam. Uzmanlık alanları deriz, saygı ile dinleriz.

İnsanlar toplum önünde, bildikleri , araştırdıkları, okudukları ve derinlemesine bilgi sahip oldukları konulardan konuşmalı.

Hal böyle olunca saygı duyulur, topluma yaralı olunur.

İnsanlar toplum önünde, bilmedikleri , araştırmadıkları, okumadıkları ve derinlemesine bilgi sahip olmadıkları konulardan konuşmamalı.

Hal böyle olursa gülünç olurlar, komik olurlar, toplumada zararlı olurlar.

Peki bilgi sahibi olmadan kouşanların yaptığı işe ne denir, "Ahkam Kesmek"

Kazım Kanat beyefendi hiçde bilgili olmadığı konularda ahkam kesmiştir.

Konu Bodrum, arkeoloji, eski müze müdürümüz Sn Oğuz ALPÖZEN.

Spor uzmanımız, bu mesleğe yıllarını vermiş arkeologları, antropologları bir kalem fiskesi ile sildi attı.

Konu kala kala bir spor uzmanına kaldı.

1989 nisan ayında, bir temel kazı sırasında müze yetkilileri bir lahit mezar  ve içerisinde iyi korunmuş bir iskelet bulurlar.

Mezarda, çok değerli eşyalar yanında bir de altın taç bulur. Nedir altın taç hükümranlık simgesi. İşte bu yüzden uzmanlar yani  müze müdürü O. Alpözen ve ekibi mezar sahibine " Karyalı Prenses " derler. Dikkat Prenses ADA demezler.

Daha son Antropolog Prof. Berna ALPAGOT diş ve kimik incelemesinden iskeletin 38-50 yaşlarında bir kadına ait olduğunu, ve ata binen bir kadın olduğunu tespit eder.( Kazım bey 21 yaşında olduğunu tespit etmiş.)

Tüm bunlardan sonra zamanın müze müdürü O. Alpözen‘in takdir edilecek çabaları ile bulunan kafatası İngiltere‘de konunun uzmaları olan Prof. John PRAG ve Richard  NEAVE tarafından etlendirilir. Tüm çabaların ve kimlik tespitinin hikayeside "Making Faces" adlı bilimsel kitaplarında bilim dünyasına kazandırılır.

Ve işte bu kitapta Prof. John PRAG ve Richard NEAVE bu iskeletin bir çok bilimsel ve tarihsel veri gereği Prenses ADA olabileceği sonucuna varırlar.

Ve 1989 nisan ayında başlayan ve bir çok bilim insanının katkılarıyla süren çalışmalar, Mayıs 1994 de Karyalı Prenses salonun müze ziyaretçilerine açılması ile son bulur.

Ve aradan geçen 14 yıl sonunda tüm bu bilimsel çalışmalar bir spor yazarı tarafından yeni müdürü yüceltmek adına küçümsenir. Olmadı beyler?? Bodrum nufusu  cahil insanlar güruhu değildir.

Bu arada Kazım Kanat bey, Karya tarihi konusunda yüzeysel bilgiye sahip her kişi gibi I Artemisya, II Artemisya ( Mozeleyi Yaptıran) ve Prenses Ada‘yı birbirine karıştırmış  durumda.

Kazım bey birde onun güzel olduğunu gibi bir detayı yazmış. Bunu  hangi kaynaktan bulmuş, okumuş bunuda belirtse de bizde aydınlansak.

Bence kalenin şimdiki yöneticileri eski müdürlerle uğraşmak yerine Mars tapınağı üzerine inşaat yapanlarla uğraşmalı.Anıtlar kuruluna verilen raporlarla orası nasıl 3. derece sit alanı haline getirildi, oraya nasıl inşaat  yapılmasına müsaade edildi hala kimse anlamadı?

Eski müdürünüzü eleştirebilirsiniz, ama bu iyi yapılan şeylerinden hakkını vermelisiniz. Sezar‘ın hakkı sezar‘a.

Sn Spor yazarlarımızda eksik ve yanlış bilgilerle ne yapmak istediğini bilmiyorum ama bence ofsayt‘a düşmüştür.

Not 1: Bu arada yine Kazım beyin yazısında İskender‘in bu kente Prenses ADA yüzünden merhamet gösterdiği söyleniyor, bunun da hiç bir tarihsel kaynakta yeri yoktur.
Not 2: Ayrıca bir kenti yakıp yıkan yabancı bir komutanın adı neden bir caddeye verilir onuda anlamak mümkün değil. Mindos kapısının önündeki caddenin adı Büyük İskender  caddesidir. Bu toprakların gerçek sahipleri Karya‘lıların kemiklerini ne çok sızlatıyoruz.

İLK YORUMU SİZ YAPIN...