AFORİZMALAR

Oktay KARTAL | Oktay KARTAL 22.03.2016 12:50
824 0

Yeryüzünün lanetlenmişleri ayağa kalkın.

Evet,(Bu aralar hissettiğim tam da bu.)TV’leri açtığımızda konuşulanları dinlediğimizde, kendimi, (kendimizi) lanetlenmiş gibi hissediyorum.

1923 de kurulan bu pırıl pırıl cumhuriyet, ne ara bu kadar karşı devrimci yetiştirdi?

Biraz düşünmek ve belki de cevabı tarihte aramak gerekiyor.

Bilim adamları da evrenin ve Dünyanın sırlarını çözmek için Zamanda geriye doğru izleri sürmüyorlar mı?

Bir tarihçinin dediği gibi;

“Ne kadar geriyi görebilirsek, o kadar ileriye gidebiliriz.”

Bu belki de tarihteki yanlışları görüp, tekrarlamama ihtiyacından.

DANTE,

1265 yılında yaşamış ozan, İlahi komedyasında, cehennemde gördüğü, en büyük suçluların, dini, dünya çıkarları için kullanan sahtekârlar olduğunu yazar.

Ne kadar güncel değil mi?

2016 yılında, 3 tane takkeli zat, yeni anayasa yaptık ve kurandan aldık, yeni anayasamız kuran olmalı diye teklif verdiklerini söylediler TV’de.

Bu tam da mitolojideki Sisyphus (SİSİFOS) hikâyesi,

Tanrılar Sisyphus’u bir kayayı durmamacasına bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya mahkûm etmişlerdi. Kaya tam tepeye vardığında yuvarlanıp aşağıya düşecekti.

2016 yılına gelmiş, demokratik laik hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı sisteminden daha aşağı,

Teokratik İslam devletine mi dönüşecek?

Yani Sisyphus un kayası gibi gerisin geriye mi düşecek?

Cevaplarda gene büyük ozan Homeros’tan geliyor,

“ İnsana, yararsız ve umutsuz bir çabadan, daha korkunç bir ceza olamaz.”

Albert Camus da diyor ki: “ İnsanlar tüm baskılara rağmen direnmek zorundadır.”

Gölgesiz güneş yoktur, sıcak olmadan soğuk olmaz.

Her devriminde doğal olarak karşı devrimcisi de olacaktır.

Burada büyük filozof HEGEL diyor ki,

“Çiçek meyveye dönüşecek özünü içinde taşır,

Çiçek meyveye dönüşür ama kendisinde ölür.”

Bu diyalektik gerçekliktir.

Yani her tez anti tezini içinde barındırır ve buradan bir senteze ulaşılır.

İşte tam sorun da çözümde buradadır,

Biz bu çiçeği, daha modern ve pırıl pırıl bir ülkeye mi dönüştüreceğiz?

Yoksa, Sisyphus’un kayası gibi gerimi düşüreceğiz?

Türkçesi; ülkeyi yobaz gerici teolojik düzene teslim edip yok oluşunu mu izleyeceğiz?

Tabi kendimizin de içinde olduğunu unutmamak gerekiyor.

Belki 93 yıllık, sevgili Atatürk ün bize verdiği bu ülkedeki rahatlığı,  rehaveti atma zamanı çoktan geldi geçti bence.

Şimdi zannediyorum,  bu laneti üzerimizden atmak zamanı, bu yaşadıklarımızın bir diyalektik gerçeklik olduğunu, devrimin karşı devrimciler tarafından devamlı yok edilmeye çalışıldığını bilerek mücadele zamanı.

Hem de Camus’un dediği gibi direnmek değil, karşı atak zamanı.

Sevgilerimle.

 


İLK YORUMU SİZ YAPIN...